| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Evlilik, kadın sorunları, burclar,Güzellik,Saç,Cilt Bakımı,diyet,egzersiz yapmak,kolay kilo vermek,

Evlilik Seçimi ,Evlilik Adresler Rehberi Gelin,damat,Damatlık,Davetiye,Abiye Modelleri resimleri Nişan Alyans Düğün Kıyafetleri,Güzellik,Saç,Cilt Bakımı,El ve Tırnak,Estetik,Kadın,Kozmetik,lazer epilasyon,mezoterapi,peeling,akne,botoks,sonbahar yaz kış ilkbahar Moda makyaj kadın ,Yağ Ve Bal İle Saç Bakımı,Güzellik,yüz gerdirme,güzellik ürünleri,solaryum,agda,oht,lazer,nemlendirici,yararlı bitkiler,

34 "moda" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"moda" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yazın şortlardan vazgeçmek mümkün değil.

Kısası, uzunu, spor için olanı, gündüz giyileni, abiyesi, safarisi, bermudası... Şortların çeşit yelpazesi oldukça geniş. Son yıllarda olduğu gibi bu yaz da şortların özellikle moda olan bir türü yok, her türü giyilmeye devam ediyor.
Erkek çocuklarının giydiği kısa pantolon olarak tanıştığımız, zamanla bir spor giysisine dönüşen şortlar II. Dünya Savaşı’nda sıcak ülkelere giden askerlerin üniforması olarak çıktı karşımıza. Bu şortların paça boyu şüphesiz dizin üstünü pek geçmiyordu.
O yıllarda film yıldızlarının seksi pozlar verdikleri fotoğraflarda giydikleri şortlar ise o dönem için epey kısa sayılırdı.
Şortlar uzun yıllar spor ve deniz kenarı tatil kıyafeti olarak kaldıktan sonra 1960’lı yıllarda birden maksi paltoların içinden çıkıverdi. Üstelik soğuk kış günlerinde. Çıkış o çıkış... O yıllardan bu yana şortlar hep gündemde. Kimi zaman bir yaz günü şehirde giyildi, kimi zaman pul ve payetle süslenerek bir gecede. 

Jean şortlar bir klasik
Bir dönem blue jean’lerin paçaları kesilerek yapılan şortların modası artık geçse de kısa jean şortlar artık bir klasik.
Safari modeli olarak ortaya çıkan, daha sonraları kargo şortlar olarak anılmaya başlayan bol cepli bej tonlarındaki erkek şortları da yıllardır vazgeçilmeyen giysilerden.

Jean’ler










Spor 








Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

En çekici ve çarpıcı giysi,Mayo modelleri

62 yıllık tarihi boyunca en çekici ve çarpıcı giysi olan mayo, kimine göre müstehcen kimine göreyse özgürlük ama sonuç olarak her yazın vazgeçilmezi..
1946 yılında ilk kez lanse edildiğinde skandal yaratan ve yıllar boyu en çok tartışılan giysi olan mayo, 62 yıldır kadın giyiminin vazgeçilmez bir parçası. Kimi zaman vücudumuza güvenmesek bile giymekten vazgeçemiyoruz bu küçük giysi parçasını... Mayonun tarihçesi 1900'lü yılların başına dayanıyor. 1900'lü yıllarda diz kapağının biraz üzerinde kalan iki parça yüzme giysileri vardı. Kadınları çok çekici göstermese de çıplak vücudun özgürlüğünü ilan edeceğinin sinyallerini veriyordu o giysiler. 1930'larda mayo oldukça küçüldü. Bugünün yüzücü mayolarını andıran şortlu mayolar, o yıllarda tüm kadınların bedenini süslüyordu. Tek renk, tek parça bu mayolar, alışılmadık bir çekicilik ve cazibe katıyordu kadın vücuduna. Hiç yüzmeseler de kadınlar mayo giymeyi seviyorlardı. Günümüzün vazgeçilmezi iki parça mayo, yani bikini ise mayonun devrimi olarak tanımlanabilir. Fransız modacı Louis Reard, 1946 yılında iki parçalı mayoyu tanıttı. Bu mayo adını, ABD'nin atom bombası denemeleri yaptığı Pasifik'teki Bikini Adası'ndan aldı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyanın en küçük mayosunu yaratmaya girişen Fransız Louis Reard'ın icadı, 5 Temmuz 1946'da Paris'teki Molitor havuzunda tanıtılmıştı. Vatikan tarafından kınanan bikini, uzun yıllar skandal yarattı. Hatta Fransa'nın bazı bölgelerindeki belediyeler bile bikiniyi yasaklamıştı.

MAYO-BİKİNİ YARIŞIYOR
50'li yılların sonunda sinemada yürekleri hoplatan Brigitte Bardot, Ursula Andress ya da Raquel Welch'le birlikte, bikininin popülaritesi de arttı ve bikini gelenekselleşti. Bikini, 70'lerde yeni bir aşama kaydetti. Beden özgürlüğünü kutlayan kadınlar bikinilerinin üstlerini çıkarıp atınca, 'monokini' doğdu. Yine 80'lere gelindiğinde ise mayonun imdadına, patlayan müzik piyasası yetişti. Madonna başta olmak üzere pek çok genç pop yıdızı video kliplerinde ve konserlerinde mayoyu andıran giysilerle görünmeye başladılar. Mayo yeniden bikini ile yarışmaya başladı. 80'lerin rahat ve güçlü kadınları da mayoya bu yarışta avantaj sağladı.Ama 90'larda bronzlaşmanın sağlıksız olduğu görüşünün yayılması da bikiniyi yıldırmadı. 2000'lere gelindiğinde ise bikini de mayo da kadın vücuduna yetmez oldu ve vücudu saran, mayo ile bikini arasında çıplaklığı simgeleyen 'mayokini'ler hayatımıza girdi. Birçok kadın için çok cesur bir plaj giysisi olan mayokini, vücuduna güvenenler içinse tam bir trend yarattı.

Doğru seçim önemli

Sunset Mayo, 2008 yazı için vücut kusurlarını dikkate alarak bir koleksiyon hazırlamış. Koleksiyonda, her vücut tipi için farklı pek çok model bulunuyor. Firmanın tasarımcısı Hakan Yıldırım, bu yaz mayo seçerken en önemli unsurlardan birinin, kendi vücuduna güvenme teması olduğunu söylüyor. Yıldırım; "Bu nedenle, vücut kusurlarını gizleyen özel desenler, özel kumaşlar yaptık. Ayrıca, doğru kuplar, farklı vücut tiplerine uygun kalıplar çıkardık." diyor. Ünlü tasarımcıdan, doğru mayo seçimi için püf noktaları:

*
En güzel yerinden en sorunlu bölgeye kadar vücudunuzun her santimetrekaresini tanımanız gerekiyor. Vücudunuzda sevdiğiniz yerleri ön plana çıkarırsanız, kendinize güveniniz artacaktır. Örneğin boyuna çizgili mayolar zayıf gösterir...

* Dengesiz bir vücut yapınız varsa, vücudunuzun birbirinden tamamen farklı iki bölgesini bikini ile iyice ortaya çıkarmaktansa, tek parça ve dikine derin kupları olan mayalorı denemelisiniz. Bikini, alt ve üst olarak vücudu böler. Önerdiğimiz mayo ise sağ ve sol olarak bölecektir.

* Çok zayıfsanız, bu durumu kamufle etmek için iri desenli mayoları tercih edin. Bu size birkaç kilo daha fazla görünme imkânı sağlayacaktır.

* Açık renk mayolar olduğunuzdan daha kilolu, koyu renk mayolar ise daha zayıf görünmenizi sağlar...

* Geniş kalçaları saklamanın en ideal yolu -göğüsleriniz uygunsadikkati göğüslere çekmektir. Açık renkler daha çok dikkat çekeceği için üst kısmı açık, alt kısmı koyu renk ve desensiz olan mayolar hem göğüslerinizi olduğundan daha iri gösterir, hem de gözleri kalçalarınızdan uzak tutar...

* Göbeğiniz varsa, üçgen bikini asla giymeyin, Düz renk mayoları tercih edin. Desenli bir model giyerseniz, göbek kısmınızdaki desenler balon üzerindeki resim misali irileşeceği için yine dikkatleri göbeğinize çekmiş olursunuz...

* Göğüsleriniz büyükse ve iri göğüslerinizi saklamak istiyorsanız, üçgen bikinilerden kaçınmalısınız. Bikini üstlerinin altlara göre daha koyu renklerde olması, göğüsleri biraz daha küçük gösterir.

* Küçük göğüslüyseniz; son yıllarda yeniden moda olan boyundan bağlamalı üçgen bikinileri rahatlıkla giyebilir ve 75 beden ile 85 hissi yaratabilirsiniz. Geometrik desenler ya da çiçek desenleri de sizin için ideal. Ancak elde 75'i bile doldurmayacak kadar az malzeme varsa, içi dolgulu push-up üstleri kullanmaktan başka çareniz yok.

Mayo alışverişi tavsiyeleri

* Renk seçerken teninizin koyulaşacağını dikkate alın.

* Alışverişe çıkmadan önce fazla yemek yemeyin.

* Mayo ile güneşleneceğinizi unutmayın. Dolayısıyla çabuk kuruyan mayoları tercih edin.

* Ayna karşısında oturup kalkın, ellerinizi kollarınızı hareket ettirin. İçindeyken rahat etmediğiniz bir mayo seçmemeye özen gösterin...

* Göğüsleri bastıran mayolardan kaçının. Aşağısı iyi olsun diye üstten fedakarlık yapmayın.

Vücut tipinizi bilin

ARMUT TİPİ
Küçük göğüs, geniş kalça. Tıpkı Jennifer Lopez gibi. Göğüsleriniz küçükse takıp çıkarılabilen destekli veya fırfır detaylarla süslü bikini üstlerini kullanabilirsiniz. Bu seçime karşılık, bağlamasını dilediğiniz gibi ayarlayabileceğiniz ipli bikini altları, geniş kalçalı bayanlar için idealdir.

ELMA TİPİ
Geniş omuz, kalın bel, balık eti. Beyonce vücut tipi. Göğsü ve basen bölgesini toparlayıcı kalıplar bu vücut tipi için idealdir. Bikini üstünde, büyük üçgen tarzı tercih edilmelidir. Düşük bel modellerden kaçınılmamalıdır.

ÇİLEK TİPİ
Gisele Bundchen gibi büyük göğüs, geniş sırt, dar kalça. Bu yazın trendi straplez bikiniler, büyük göğüsler için ideal. Büyük üçgen kuplar da büyük göğüsleri toparlar ve çok daha hoş görünmelerini sağlar. Dar kalçalar için en uygun alt modeli ise kalın kenarlı, ama oldukça düşük belli bikini altları olacaktır.

MUZ TİPİ
Kate Moss gibi düz vücut hatlarına sahip olanlar. Eğer vücut hatlarınız düz iniyorsa ve vücudunuzda fazlalığınız yoksa, sezonun trendi olan ve mayokini olarak bilinen bel dekolteli mayolar sizin için en ideal model olacaktır. Bu mayolarla hem trendy hem de çekici gözükecek, aynı zamanda vücudunuzun düz hatlı görünümünü kırmış olacaksınız.
 
 
 
 
 

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Abiye Kıyafetler, Tesettür Giyim,

Hamile Giyim Harika Çantalar Bayan Giyim Sexy Türk cinsellik Harika Örme İç giyim Örgü Bikini


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

KİLONUZU DENGELEMEYE ÇALIŞIRKEN YAKINLARINIZDAN DESTEK İSTEYİN

KİLONUZU DENGELEMEYE ÇALIŞIRKEN

YAKINLARINIZDAN DESTEK İSTEYİN


Kilo kontrolü sabır ve dirayet ister. Esasında tercihlerimizi yaşam boyu değiştirmeyi gerektirir. Bu nedenle yakın çevremizin desteği, bazen iyi bir diyetisyen bulmaktan daha önemlidir. İdeal olanı ailemizin ve sık sık birlikte vakit geçirdiğimiz insanların bu gayreti desteklemesidir. Ama ne yazık ki, tam da bu en yakınımızda olanlar, bazen bize destek vereceklerine kararlılığımızı sarsacak davranışlar gösterirler. Umursamazlık bunların içinde en masum kalanıdır diyebiliriz. En beklemediğimiz birisi sizin kilo verme çabalarınızı sabote etmeye kalkabilir. Gariptir ama bazen çevremizdekiler bizim değişmemizden korkarlar. Beni bu sonuca götüren o kadar çok yaşanmış öykü var ki, inanamazsınız.. Bu senaryolardan birkaç örnek verebilirim;

 

Bazı arkadaşlarınız kilo verince yaşamınızın değişeceğinden endişe ederler. Kendinize güveniniz artınca onları beğenmeyeceğinizi ve başka çevrelere gireceğinizi düşünerek evhamlanırlar. Bir başkası siz incecik olunca kendi kilolarının daha fazla göze batacağını düşünebilir. Birçok eş kilo veren karısını veya kocasını kıskanmaya başlar. Cazibesinin arttığını,  daha cesur giysilere büründüğünü, iltifat topladığını gördükçe huzuru kaçar. Aile büyüklerine gelince, onlar da kendinize ayırdığınız vakitlerin artmasından hoşlanmayabilir. Temel öğünleri evde yemek için özen gösterirken veya sporda geçirdiğiniz vakitlerin kendilerinden çalındığını düşünebilirler. Hele bir de onların hamur işi ikramlarını almıyorsanız artık iyice gücenirler, alıngan tavırlarıyla sizi üzerler.. Arkadaşlarınızdan bazıları da kendisinin başaramadığı bir tutumu sizin başarmanızdan rahatsızlık duyabilir. Sizi de suç ortağı haline getirmek, böylece yükünü hafifletmek için çaba gösterebilir..

 

SABOTAJ GİRİŞİMLERİ
Mesela size durmadan tatlı ikram eder veya pastaneye davet ederler. Kimi zaman

moralinizi bozar, inancınızı sarsarlar, “Kim kilo verip de öyle kalmış ki, eninde sonunda daha fazlasını alırsın”, gibi yıkıcı fikirler öne sürerler. Doyduğunuzu söylediğiniz halde, ret etmekte zorlanacağınız yemekleri ısrarla tabağınıza koyarlar. Dikkatle sizin ne yediğinizi izlerler, lokmalarınızı sayarlar, buzdolabını kontrol edip zaaflarınızı bulmaya çalışırlar. Bu da yetmezmiş gibi diyet yönteminizi tenkit ederler. Ne zaman spora gidecek olsanız sizi alıkoyacak bahaneler uydururlar. Çabanızı küçümserler, fırsat bulunca alay ederler..

    

Eminim diyet yapanlar bütün bunlara şaşırmayacaklardır. Daha sayısız sabotaj örneği sayabilirim ama bu kadarı yeter sanırım. Çünkü en önemlisi, olumsuz telkinlerle baş etmeyi öğrenmektir.

·        Size ilk tavsiyem, açık olmanızdır. Yakınlarınızın desteğini net bir şekilde isteyin.  Bu ilk adımdır.

·        İkinci olarak, kendi kendinize yapıcı telkinlerde bulunun.

·        Motivasyonunuzu güçlendirmek için bir diyetisyenden destek alın. Böylece müttefiklerinizin sayısını arttırın.

 

Kim ne derse desin; Sorun sizin sorununuzdur, vücudunuz da sizindir. Sizden başka hiç kimse onun sorumluluğunu taşıyamaz. Kendinize ve başladığınız sağlıklı yaşam yolculuğuna sahip çıkın!

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

VÜCUT ÇATLAKLARI


CİLDİMİZDEKİ ÇATLAKLAR

 

Çatlaklar, kozmetik dünyasında daima önemini koruyan bir konudur.  Tabii yalnız kozmetik dünyasını değil,  birçoğumuzu düşündüren, güç durumda bırakan bir sorundur. Bunlar hızlı kilo alıp verme, gebelik, kortizon kullanımı, hormonal nedenlerle oluşabilir. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerin de başına gelebilir. Ayrıca hem beyaz hem esmer ciltlerde ortaya çıkabilir. Ancak yine de çoğu gebelik döneminin ve aşırı kilo alımlarının eseridir. Kilo alınca gerilen, alışılmadık ölçüde genişleyen ve sınırları zorlanan deri dokuları çatlayıverir ve beyaz çizgilerle dolar. En kolay etki altında kalan yerler mide, karın, kollar, bacaklar, göğüsler ve kalçalardır. Neredeyse bütün gebeliklerde, en azından karın bölgesinde çatlamalar olur.

 

Çatlakları önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. En azından ilk belirtileri görüldüğünde bir şeyler yapmaya çalışırsak, başarı şansımız çok daha yüksektir. Özellikle gebelik çatlakları, henüz pembe veya mor renkte iken,  tedavi edilmeleri mümkündür. Beyazlaştıktan sonra iş işten geçmiş olabilir.


Ne kadar az kilo alırsanız, derinin çatlama ihtimali o denli azalır. Özellikle vücudunuzda yapısal olarak yağ çıkıntıları varsa, kilo aldığınızda en fazla bu kısımlar yağ toplar ve deri içerden gelen basınca dayanamayıp çatlar..

 

 


Yaşımız ilerledikçe vücutlarımız daha az kollajen ve elastin üretir. Dolayısıyla esnekliği azalır. Bir de kilo veya gebelik nedeniyle gerilmeye başlarsa, ona bol bol nem vermek, deriyi içten ve dıştan suya doyurmak, esnekliğini arttırmak gerekir. Kremler ve losyonlar da önemlidir. Aloe vera, A ve E vitaminleri, kakao yağı çatlamaya niyeti olan ciltleri korurlar. Onu nemlendirirler, beslerler ve sağlıklı hücrelerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Bunları uygulamadan önce badem veya grapefruit, portakal özü ile hafif bir peeling yaparsanız cilde nüfuz etmelerini kolaylaştırırsınız.


GERÇEKÇİ OLMALIYIZ

Çatlakların tedavisi için ne yazık ki henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değildir. Çatlağın rengi, yüzeyin gerginliği, çatlağın kaç senedir var olduğu göz önüne alınarak birçok yöntem denenmektedir.

·        Mikrodermabrazyon,  Foto IPL ve karbondioksit tedavileri çatlak tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemler doğumdan kısa bir süre sonra uygulandığında, çatlakları gidermekte veya azaltmakta başarılı olmaktadır.

·        Öte yandan kozmetik boyama, lazer cerrahi gibi farklı uygulamalar da yapılmaktadır. Kremlere gelince, bunların en iddialısı içinde peptid hormonu olanlardır. Buna rağmen, esas olarak çatlakların yeni başladığı dönemlerde yardımcı olmaktadır.

·        Bazı durumlarda liposuction ile veya doğrudan cerrahi kesi ile sorunlu bölgeler azaltılabilmektedir.



Özetle, siz fazla kilo alıp vermekten kaçının ve çatlaklarla karşılaşırsanız gecikmeden bir dermatologa başvurun.


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

ÜNLÜLERİN HOLLYWOOD DİYETİ


Aksiyon yıldızlarının vücutlarına hepimiz hayranız. Kaslı kolları, incecik belleri, hepimizi hayran bırakan kalçalarıyla, Kate Beckinsale, Jessica Biel ve Jennifer Garner gibi ünlülerin tercih ettiği ‘Hollywood Diyeti'ne 1 ay boyunca devam edenler 12 ila 16 kilo verebiliyor. Diyetin temeli, sıvı alımına dayanıyor. Haftanın 2 günü üst üste sadece meyve suyu içiliyor. Bu arada günde en az 8 bardak su da tüketiliyor. Hollywood Diyeti'nin mucidi Dr. Joel Fuhram, ani kilo kaybına karşın diyetin hiçbir sağlık sorunu yaratmadığını belirterek şöyle diyor:

 

 

Hem de çok sağlıklı "Bu diyet, meyve suları sayesinde vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin yüzde 75'ini karşılıyor. Ayrıca 2 gün sadece meyve suyu içtiğiniz için, meyvelerin antioksidan özelliği ile vücudunuzu yiyeceklerin, sigara ve alkolün zehirli artıklarından arındırmış oluyorsunuz. Kalan günler sadece salata, pişmiş sebze ve beyaz et yeniyor." İşte ‘mucize'nin formülü:

 

1. GÜN Gün boyunca dilediğiniz kadar mevye suyu içebilirsiniz. Bunun dışında yiyecek yok. 6-8 bardak kadar da su için.

 

2. GÜN Dilediğiniz kadar meyve suyu için, yiyecek kesinlikle yasak. 6-8 bardak da su için.

 

3. GÜN Kahvaltı: 2 dilim kepek ekmeği, 2 dilim yağsız dil peyniri, domates, salatalık, 1 katı yumurta, ıhlamur veya meyve çayı. Öğle: Limonlu ve çok az zeytinyağı gezdirilmiş bol yeşil salata. Akşam: 100 gr. yağsız ızgara tavuk eti ve az miktar zeytinyağı ile pişmiş, limonlu 1 tabak taze brokoli.

 

 

4. GÜN Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peyniri, domates, salatalık, ıhlamur veya meyve çayı. Öğle: Bol yeşil salata. Akşam: 150 gram mantar ve 2 yumurta ile yapılmış yağsız omlet.

 

5. GÜN Kahvaltı: 2 dilim yağsız beyaz peynir, domates, salatalık, ıhlamur veya meyve çayı. Öğle: Bol yeşil salata. Akşam: 150 gram ızgara balık eti, yanında haşlanmış brokoli.

 

6. GÜN Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peyniri, 1 kaşık diyet reçel, meyve çayı veya ıhlamur. Öğle: Bol yeşil salata. Akşam: 150 gram ızgara tavuk, yanında az yağda pişmiş 1 porsiyon kabak.

 

7. GÜN Kahvaltı: 2 dilim yağsız dil peyniri, 1 kaşık diyet reçel, meyve çayı veya ıhlamur. Öğle: Bol yeşil salata. Akşam: 150 gram balık eti, yanında haşlanmış 1 porsiyon brüksellahanası.

 

BU KURALLARA DİKKAT! • Diyet boyunca kırmızı et, şeker, yağ, unlu gıda, baklagiller kesinlikle yasak. • Akşam yemekleri en geç 18.00 de; daha sonra hiçbir şey yenmeyecek. • Kremalı, sütlü kahve, alkol yasak. • Hamileler ve diyabet hastaları bu diyeti uygulayamaz. • Haftanın 5 günü en az 30 ar dakikalık yürüyüş veya orta tempolu egzersiz yapılacak. • Bu diyete başladınız mı, 1 hafta devam etmeniz şart.

 


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

KARIN KASLARI SIKILAŞTIRMA HAREKETLERİ

KARIN KASLARI

 

Dümdüz, gergin bir bel bölgesi her insanın hayali olsa gerek. Oysa güzel bir karına sahip olmak aslında disiplinli hareket edilirse, pekte zor değil! Bu konuda birçok fikir var ortaya atılan. Geçmişten günümüze pek çok şey, masal ve gerçek, iç içe girmiş görünüyor. Düzenli beslenme, bakım ve egzersizlerle hayalinizi gerçekleştirmek hiç de zor değil.

Kadın erkek, pek çoğumuzun en çok şikâyet ettiği bölgelerden biri karın bölgesidir sanıyorum. Haftalarca süren diyetler sonucu ne kadar kilo verilirse verilsin, o inatçı karnımız sanki varlığını korumak için adeta direniyor değil mi? Oysaki özellikle sıcak yaz günlerinin yaklaşmaya başladığı bu günlerde bizleri belki de en çok mutlu edecek şey dümdüz ve gergin bir karın. Siz de bu hayali gerçekleştirmek istiyorsanız tek yapmanız gereken neyin işe yaradığını ve neyin masal olduğunu çözmek.

Eğer egzersiz konusunda özel bir eğitim almadıysanız veya bir uzman bir görüş doğrultusunda çalışmıyorsanız, çoğu kez hedefinize ulaşamazsınız. Hatta oradan buradan duyduğunuz kulaktan dolma bilgilerle yapılan çalışmaların sakatlanma gibi bir sonuç doğuracağını da unutmamak gerekir.

Erkeklerde yağ, genellikle, bel bölgesinde, kadınlarda ise, kalça bölgesinde depolanır. Belli bir bölgedeki yağı eritmeye yarayan bir egzersiz veya sihirli bir krem henüz ortaya çıkmamıştır. Bu konuda "Liposuction" ve karboksiterapi dışında başka bir estetik müdahale prosedürü de yoktur. Yağlar ilk olarak sözünü ettiğimiz bu bölgelerde depolanır ve en son olarak da bu bölgeyi terk eder.

Çoğumuz günde 100 adet mekik çekersek hayalimizdeki karın kaslarına sahip olacağımızı sanırız. Ancak ne yazıktır ki dışarıdan yardım almadığınız sürece (ör: karboksiterapi, mezoterapi, vb.) bu olay gerçekleşmeyecektir! Her ne kadar o kasları hedefleyen pek çok egzersiz olsa da, uzmanlar yağ depolarınızı eritmeden yapacağınız karın kasları egzersizlerinin, o bölgenin daha kalın görünmesine neden olabileceğini belirtiyorlar. Çünkü farkında olmadan, alttaki kasları çalıştırarak üstteki yağların dışa doğru itilmesine neden olursunuz.

Tamam, bu kadar çene çalmak yeter…

İŞTE GÜNLÜK, “GERÇEKLER DOZUNUZ”

Karın kasları dediğiniz zaman, öncelikle ne istediğinize karar vermelisiniz. Buna karar verirken de gerçekçi olmak lazım; şunu asla unutmayınız, siz vücut geliştirmeci değilsiniz! Bunu iş olarak yapmıyorsunuz, bu sporcular kadar zaman ve ter harcamıyorsanız onların kazançlarını (fizik anlamında) asla elde edemezsiniz! Öyleyse hayal kurmayınız, motivasyonunuzu kaybedersiniz.


NE YEDİĞİNİZİ BİLİN

Daha evvel de bahsettiğim gibi, yeni hayatınıza beslenme ile başlayın. Yeme alışkanlıklarınızı değiştirin, hayatınızı değiştirin. Sürekli dışarıdan yemek yiyen insanlar, istedikleri fiziğe asla ulaşamazlar. İçtiğiniz ayranın, kullandığınız reçelin veya sevdiğin meyvenin neyden oluştuğunu bilmek zorundasınız. Ülkemin için yeni bir stil olan besin değerlerini okuma alışkanlığını kazanmak zorundasınız. Bir yumurtada kaç gram protein kaç gram yağ olduğunu bilmiyorsanız, bu iş asla yürümez.

ÖNCE YAĞ DEPOLARINI ERİTMELİSİN

Karın kaslarına yönelik egzersizler yaparak göbeğinizi eritemezsiniz! Karın kaslarınızı geliştirici egzersizler, izole hareketler olduğu için sadece bu kas gurubunu hedef alır. Şimdi dürüst olalım, bu kas gurubu çok küçük bir bölüm olduğu için çok az miktarda kalori harcamanıza neden olur ve bu şekilde göbeğinizi eritemezsiniz. Bunun için, göğüs, sırt, bacak ve kollar gibi büyük kas guruplarını ağırlık kaldırarak çalıştırmalısınız. Sabahları bir saat koşarak kalçalarını eritmeyi planlayanlarımız, ohhh boşa zaman harcıyorlar…

 

 

HIZLI BİR METABOLİZMA

Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir günde ihtiyacı olan minimum enerji (kalori) miktarıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanırlar. Kaslı vücuda sahip olan kimselerin, daha az vücut yağına sahip olmalarından dolayı, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik çalışma, vücut geliştirme, fitness ve benzeri aletli programlardan uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha yüksektir ve dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır.

GERÇEKTEN KİLO VERMEK İSTİYOR MUSUNUZ

18/5/2008 · Kategori: kilo verme

 

Kilo vermenin en etkili ve doğru yolu vücut yağ depolarının azaltılmasıdır. Bunun yolu da kişiye özel kalori kısıtlaması ve egzersiz programıdır.

 

Alınan enerji = Harcanan enerji kilo sabit 

Alınan enerji > Harcanan enerji kilo artışı 

Alınan enerji < Harcanan enerji kilo kaybı

 

Bu denklemden çıkartmamız gereken sonuç harcadığımız enerjiyi arttırmamız gerektiği.Bu da egzersizle mümkün olabilir.Günde 15 dakikayla başlayan ve arttırılan tempolu yürüyüş egzersizleri kilo veriminizi destekleyecek ve dinlenme metabolik hızını ( BMH ) düşmemesini sağlayacak.

 

Yarı aç kalarak, haftada 4-5 kilo verdiren genel diyetleri uygulayarak verilebilecek olan kilolar, vücut yağ depolarında herhangi bir azalma yapmayacaktır. Böyle bir uygulamada kaybedilen ağırlığın büyük bir kısmı kas kitlesi ve vücut suyu olacaktır. Bu sebeple böyle bir diyeti uygulamayı bıraktığınızda (ki bırakmak zorunda kalırsınız) verdiğiniz kiloların daha fazlasını aynı hızla alırsınız.

 

Egzersizlerin, insanın tüm yaşamı boyunca moral ve psikolojik dengeleri, metabolik faaliyetleri ve vücut fonksiyonları, kondisyon seviyesi, kalp ve damar sistemi, hormon faaliyetleri, fizik gücü, estetik ve form durumu gibi daha birçok unsurların büyük ölçülerde olumlu yönde etkilenmesi, yeni bir yaşam tarzı oluşturarak, dengeli ve düzenli sporla gerçekleşmektedir. Unutmayın, daha sağlıklı, uzun ve mutlu bir yaşama ancak böyle ulaşabilirsiniz.

 

 

• Kas yapmaya çalışın, çünkü kaslar daha fazla kalori yakar, hem de 24 saat boyunca.

 

• Diyet yapmayı bırakın, çünkü diyetlerde sürekli "hırsızlık" yapmak için fırsat kollanır. Yasaklanan şey cazip hale gelir. Kendinize hiçbir şeyi yasaklamayın, yalnız "onlardan" daha az yiyin.

 

• Kilo vermede başarılı olanlar günde 5 öğün yemek yiyenlerdir. Yani sık yiyin, ama az yiyin. 90'a 10 kuralını takip edin.

 

• Yediklerinize  %90 dikkat ederseniz,  geriye kalan %10 problem yaratmaz. Bol bol su için, yemek aralarında atıştırmanızı kesecektir.

 

• Kilo vermeyi hem kendiniz isteyin, hem de kendiniz verin. Birisi sizi sürekli kontrol altında tutarsa, bu iş yürümez!

 

• Arkadaşınızda başarılı olan bir diyet, sizin için başarılı olmayabilir.

 

• Kilo verme hedefinizi minik adımlarla gerçekleştirin. Yani 15 kilo vermeniz gerekiyor veya istiyorsanız, ilk etapta 5 kilo vermeyi hedefleyin.

 

• Akşam yatmadan kendinize sorun: "Bugünkü yediğim içtiğimle hayatımın sonuna kadar bu şekilde yaşayabilir miyim?" Cevabınız hayır ise gerekli değişiklikleri yapın.

 

• Porsiyonlara dikkat edin! Ne az ne de fazla. 100 gram ise 100 gram.

 

• Daha çok sevdiğiniz yemeklerde porsiyonlara dikkat edin.

 

• Yemeğe çıkamamazlık etmeyin ama seçici olun.

 

• Kendinize uygun, hobi olarak yapabileceğiniz egzersiz seçin. Örneğin, dans etmek.

• Aklınıza yemek geldiğinde, sevdiğiniz başka bir şeyi yapmaya başlayın. Zamanla yemek yemeyi o kadar sık düşünmemenizi sağlayacaktır.

 

• Eğer seviyorsanız, çikolata, cips, dondurma gibi yiyecekleri almayınız. İlk etapta iradenizi alışverişte gösteriniz. (Bunu şayet porsiyonları kontrol edemiyorsanız yapın!).

 

• Kullanabileceğiniz 500-600 kalori varsa, en sevdiğiniz yiyecekleri yiyerek bu limitinizi doldurun.

 

• Yiyecek malzemelerinin teker teker sarılmış veya küçük paketler halinde olanlarından alın.

 

• Hangi durumların sizi yemek yemeye sevk edeceğini bilip, bunları başka bir şeyler yaparak atlatın.

 

• Yerken sürekli kendinize sorun: "Sen hala aç mıyım?"

 

• Yürüyün, bol bol yürüyün. Günün birinde koşmayı da deneyin. Pes etmeyin!

 

• Kilo verme ile ilgili zorluk çeken fakat sonunda başaran insanlarla ilgili ne bulursanız okuyun.

 

• Kendinizi nasıl görmek istediğinizi hayal ederseniz, hayal ettiğiniz kişi olursunuz.

 

• Kilo vermeyle ilgili negatif düşünce veya önerilerde bulunmayın.

 

• Tartının ne dediği o kadar önemli değildir. Önemli olan nasıl gözüktüğünüz. Kas yağdan daha ağırdır, ama insanı ince gösterir.

 

• Su, su, su! Bazen susuzluk da açlık olarak yorumlanabilir!

 

• Canınız mı sıkılıyor, yalnız mısınız, kızgın mı? Unutmayın ki bu tarz ruh halinize, yemek yemek çözüm getirmez.

 

 

 


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

MP3 İNDİRMEK BEDAVA TERAPİ GİBİ

MP3 İNDİRMEK BEDAVA TERAPİ GİBİ

20/5/2008 · Kategori: anti-aging

 

Müzik beynimizde öyle bir yolculuk yapar ki, pek çok hassas noktaya erişir ve dokunur. Bu nedenle çok geniş bir alana hitap eder. Hayatınıza yapıcı bir müzik katarak ve aktif olarak dinlediğiniz süreleri uzatarak yaşamın lezzetini arttırmak ve gençleşmek mümkündür.

Gelin sizinle hoş, melodik bir deney yapalım; Çok sevdiğiniz bir müziği seçin ve dinlemeye başlayın. Öyle bir parça olmalı ki, gerideki bir fon müziği gibi kalmamalı ve sizi etkisi altına almalı. Sonra kendinizi ona bırakın, Notalar, sözler içinizde serbestçe dolaşmaya başlasın.. İster dans edin, ister elinize kahve fincanını alıp hülyalara dalın, ister düşüncelere..
Ne isterseniz yapın ama bu arada bir kere de aynaya bakmayı ihmal etmeyin. Peki, nasıl görünüyorsunuz?



Ben size söyleyebilirim; Yüzünüzdeki tüm gerginlik gitmiş, hatlarınız yumuşamış, dudaklarınız sanki dolgunlaşmış, tatlı bir tebessümle aralanmış ve gözleriniz pırıl pırıl, bakışlarınız ise derinleşmiş.. Falcı değilim ama bu tahminimden kesinlikle eminim. Çünkü bu yazdıklarımı destekleyen pek çok araştırma yayınlandı.

KÜÇÜK MUTLULULARIN BÜYÜK YARARLARI

İşte bazen böyle küçük keşifler bize büyük ipuçları verir. Aynı yaşamın küçük mutlulukların toplamından başka bir şey olmaması ve bunun farkına vardığımızda hayatın alabildiğine coşması gibi. Değişen bir şey yoktur ama bakış açısı! İste o her şeye bedeldir!

ANTİ AGİNG ETKİ..
Diyeceğim o ki, müziğin üzerinizdeki etkisini arttırabilir; müthiş bir vitamin, olağanüstü bir krem, bir kadeh şarap veya kozmetik işlemler gibi ondan yararlanabilirsiniz..
Yalnız yüzünüz değil tabii; o derin gevşeme, müziğin kaslarınızda, dokularda ve bakışlarınızdaki akışı, vücudunuzun derinlerinden yükselen o kıpırtı ve canlılık..
Bunlar nereden çıkıyor sanıyorsunuz? Hepsi sizin, tamamen sizin ama harekete geçmek için küçük uyarılar bekliyor..

İnsanın duygularını müzik kadar çabuk değiştiren başka ne vardır acaba? Anında eritir hüznü, düşünceleri, depresyonu notalar.. Müzik sanki sindirim sistemine hiç girmeden, hemen kana hemen karışan bir iksir gibidir..

MÜZİK EN ESKİ REHABİLİTASYON SİSTEMİDİR

Müzik en eski çağlardan bu yana, belki de 6000 yıl önce bir tedavi sistemi olarak kullanılmış. Tıp biliminin babası sayılan Hipocrates de bazı hastalıkları tedavi etmek için müzikten yararlanmış.
Eskiden o kadar kolay değilmiş müzik dinlemek, adamakıllı imtiyazlı bir durummuş. Ama belki de insanlar müzikten daha etkin bir şekilde yararlanmayı biliyorlarmış.


MÜZİK TERAPİSİ BİR BİLİM DALIDIR
Uzun süre unutulan müzik terapisi, yirminci yüzyılda batıda yeniden keşfedildi. Kısaca bir göz atacak olursak, 1947’de ABD’nin Michigan Devlet Hastanesi’nde müzik tedavi programına alınır. Böylece bu konuda araştırmalar hızlanır. Depresyon, şizofreni, zeka geriliği, alkol ve madde bağımlığı ile mücadelede müzikle tedavi yöntemine başvurulur. Yeni teknik ve pratik uygulama biçimleri geliştirilir. Nihayet , Amerikan Müzikterapi Birliği 1997’de bir tanımlama yaparak son noktayı koyar: “Müzikterapi, bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır.” Böylece müzikle tedavi bir bilim dalı olarak kabul edilir.

Batı dünyası 20. yüzyılın ortalarında keşfettiği müzikle tedavi ya da terapiyi, alternatif tedavi yöntemi değil, geleneksel tıbba uygun ve kuralları kendine has bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul etmektedir. Bugün Batı’da hastane, klinik, gündüz bakımevi, okul, madde bağımlılığı, obezite, anti aging merkezi gibi yerlerde 5 binden fazla uzman, müzik terapisi alanında hizmet veriyor. .

MÜZİKLİ REÇETELER!
Batıda yapılan sayısız çalışma, müziğin etkin bir ilaç olduğunu gösteriyor. Son yıllarda müzik ve beyin araştırmalarında çok ilginç veriler toplandı. Müziğin, özellikle serotonin, norepinefrin, dopamin, melatonin, kortizol, adrenalin, testosteron gibi psikiyatrik hastalıkların, depresyon, obezite ve yaşlanma ile ilişkili hormonlara; kan basıncı, solunum ritmi, solunum kalitesi, nabız sayısı gibi fizyolojik olaylara olumlu etki yaptığı kanıtlandı.

Örneğin;
• Müzik kan dolaşımını canlandırır

• Tansiyonu düzenler

• Ağrı ve sızıları hafifletir

• Fiziksel travmaların kolay atlatılmasını sağlar

• Zihni sakinleştirir

• Yıpratıcı düşünceleri uzaklaştırır

• Uyku sorunlarını çözümlemekte yardımcı olur

• Hafızanın gelişmesine katkısı olur. • Cinsel potansiyeli arttırır

• Neşe ve coşku verir

• Solunumu geliştirir

• Kasları güçlendirir

• Yaratıcılığı arttırır

• İletişimi kolaylaştırır

• Kalp krizini önleyebilir

• Ruh halini ve morali yükseltir

• Gerginliği yatıştırır

• Depresyonu geçirir

• İştahı düzenler

• Doğumu kolaylaştırır

• Anne sütünün çoğalmasını sağlar

• Bebeklerin yatışmasını ve huzurlu yetişkinler olmasını sağlar.

• Ve insanları gençleştirir..
Tabii biliyorsunuz bitkilerin sağlıklı büyümesine de yardımcı olur.

Yukarıda saydığım tüm etkenler, gevşeme, stresin hafiflemesi, canlılık, vücudumuzun olumlu tepkileridir. Bağışıklık sistemini canlandıran, her türlü iyileşmenin yolunu açan tepkilerdir.

MÜZİK VE YAŞAM KALİTESİ
Yaşam kalitesi öyle geniş bir alanı kapsar ki; moral, özgüven, günlük düzenimiz, genel iyilik ve üretkenlik hali, iletişim becerileri, olumlu bakış açısı, düzgün uyku, sağlıklı beslenme, doyumlu hayat vs vs.


Kuşkusuz bazı müzik parçaları tüm bu olumlu etkileri yaratırken, kimisi de büsbütün bizi tahrik eder ve içimiz allak bullak bir hale getirir. Müziğin ritm ve tonu bizi dinlendirebileceği gibi, gerginliğe de yol açabilir.

Müzik beynimizde öyle bir yolculuk yapar ki, pek çok hassas noktaya erişir ve dokunur. Bu nedenle çok geniş bir alana hitap eder. İnanın hayatınıza yapıcı bir müzik katarak ve aktif olarak dinlediğiniz süreleri uzatarak yaşamın lezzetini arttırmak ve hatta gençleşmek mümkündür.

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

İsminiz Seks Performansınızı Yansıtıyor

İsminiz Seks Performansınızı Yansıtıyor
İsminiz Seks Performansınızı Yansıtıyor 

 

Almanya'da yayımlanan Bild gazetesinin sayıbilimcilere yani 'numerolog'lara dayandırdığı habere göre, isimlerdeki sesli harfler seks performansını belirliyor. Sadece sesli harflere puan veren sayıbilimciler, 'A' harfinin 1, 'U' harfinin 3, 'E' harfinin 5, 'O' harfinin 6 ve 'İ' harfinin karşılığının 9 puan olduğunu belirtti.

Türkçe alfabeye uygun hesaplama

Numerologlar, bu sesli harfler dışında kalan ve Türkçe'de de kullanılan 'Ü' ve 'Ö'yü de unutmadı. Uzmanlar Ü'nün 'U artı E,' Ö'nün de 'O artı E' olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler. Yani 'Ü' için 8 puan, 'Ö' harfi için 11 puan alındı. Sesli harflerin bu rakamsal değerlerin ışığında yorumlanacağı belirtildi.

Seks performansınızı öğrenin!

İsimden cinsellik analizine, sesli harflerin yerine yukarıda anlatılan rakamsal karşılıkların konulmasıyla başlanıyor. Örneğin, ABD'li ünlü sosyetik güzel Paris Hilton'un ismindeki sesli harflerin toplamı 26 ediyor. Sonuç iki basamaklı olduğu için 2 ve 6 birbiriyle toplanıyor. Bu durumda Paris Hilton, 8 numaralı değerlendirmeye dahil oluyor.

1- HIZLI: Romantizmi sevmiyor, hemen işe koyuluyor. Riskli yerlerde sevişmeyi seviyor.

2- DUYGUSAL: Romantik... Yatak odasında mum ışığı ve şampanya bulunduruyor.

3- YENİLİKÇİ: Değişikliği seviyor. Sevişme sırasında değişik karakterler sergiliyor.

4- TECRÜBELİ: Cinsellikte 'klasik' birleşmeden yana. Alışılagelmişin dışına çıkmıyor. Haz aldığı oyunların keyfini çıkarıyor.

5- DENEYCİ: Başta yeni aşk oyunları, her şeyi denemek istiyor. Seks oyuncakları hatta kelepçe bile kullanıyor.

6- HİSSEDİYOR:
Duyuları kullanıyor. İpek tüller içinde, vücuduna egzotik yağlar sürdükten sonra sevişmeyi seviyor.

7- SINIRSIZ: Başkalarının uygun bulmadığı muzır oyunları denemekten kaçınmıyor.

8- ATEŞLİ: Güçlü, ateşli. Nabzının hızlı atmasını seviyor. Kamasutra hayranı.

9- SERT: Cinselliği sert yaşamak istiyor. İsteklerini partnerinin kulağa fısıldıyor, ama yatakta hayal kırıklığına uğratmıyor.
Kaynak:Mynet


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Acısız güzelleşmeye ne dersiniz

Acısız güzelleşmeye ne dersiniz
Acısız güzelleşmeye ne dersiniz 

 

Kadınlar güzelleşmek için cımbız, saç düzleştirici, takma kirpik gibi malzemeler kullanmak acı vericidir. Oysa güzelleşmenin acısız yolları da var.

Cımbızla kaş almak

Cımbızla kaş almak kadınlar için risklidir. Yanlış bir teli almak tüm şeklin değişmesine neden olabilir. Kuaföre gidip kaşlarınızı aldıracak kadar zamanınız yoksa ya da bundan hoşlanmıyorsanız ne yapmalısınız? Kaşlarınızı nasıl şekillendireceğinize karar verin ve çizin. Bu sınırın dışındaki tüyleri tek tek alın. Kaşlarınızı şekillendirirken iki tarafı da aynı anda almaya çalışın. Ayrıca, kaşlarınızı duştan sonra alın. Gözenekler buhardan açılacağı için daha az acı hissedersiniz.

Ağda yapmak

Ağda korkusunun en yeni çaresi lazer epilasyon yaptırmak olsa da, hala bu yöntemden vazgeçemeyenler var. Ağda yaparken ya da yaptırırken daha az acı duymak için yarım saat önce ağrı kesici alın. Ağdanın vücudunuzda 15 saniyeden fazla durmasına izin vermeyin. Kendiniz ağda yapıyorsanız uygulayacağınız yere bebek pudrası sürün.

Saç düzleştirici maşalar

Saç düzleştirici maşa kullanıldığında en sık yaşanan korku "acaba saçlarım yanıyor mu?"dur. Saç düzleştirici maşa kullanıldığında çıkan buharın kaynağı, saçlarınızın kendi yağı veya saça şekil vermesi için kullandığınız özel madde olabilir. Ayrıca, düzgün bir saça sahip olmak istiyorsanız düzleştirici maşadan daha hızlı bir yol henüz yok. Maşayı kullanırken, saçlarınızın kuru olmasına dikkat edin ve üstten aşağı doğru çekin.

Takma kirpiğin takmak zor, düşmesi kolay mı?

Kadınlar takma kirpiği göz kapaklarına yapıştırmaktan en çok da buluşma sırasında düşmesinden korkarlar. Yapay görünmemesi de önemlidir ancak son dönemlerde geliştirilen takma kirpikler daha doğal görünüyor. Dikkat etmeniz gereken sadece çok abartılı uzun olmaması.. Kirpikleri takarken ise, göz kapağınıza yapıştırıcıyı sürüp taktıktan sonra, bir süre gözlerinizi hareket ettirmeden durun. Takma kirpik siz çıkarmadıkça ne yüzünüzü yıkarken ne de duş alırken çıkmaz. Sadece tek tük düşen olabilir. Onun yerine de kolayca bir yenisini takabilirsiniz. Ayrıca, özel yapıştırıcısını alarak tek tük düşenleri bir kere daha kullanabilirsiniz. Çıkartmak içinse elinizle çekmeniz yeterli olur. Normal günler için tek tek takılanı öneriliyor. Özel günlerde ise, bir bütün olarak takılanlarını kullanabilirsiniz.

Kirpik kıvırma aleti kirpikleri kopartır mı?

Metal, soğuk görünümlü kirpik kıvırma aletini gözünüze yaklaştırırken ortaya çıkan görüntü ürpertici görünebilir. Hatta insanın "Acaba kirpiklerimi koparacak mı?" endişesine kapılmasına neden olur. Ancak bu yaşadığınız korku kirpiklerinizin 3 kat daha kıvrık görünmesini sağlamanızı engellemesin. Kıvırma işlemi sırasında kirpikleriniz temiz olsun, rimeli sonra sürün. Bütün kirpiklerinizi sıkıştırdığınızdan emin olduktan sonra bekleyin. Kirpiklerinizi kıvırırken dirseklerinizin rahatça hareket edebilmesine özen gösterin.

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

elbise modelleri,abiye modelleri,elbiseler,koton, Bayan Saç Modelleri, Erkek saç modelleri,Saç Modeli, Sac Ekimi,lazer epilasyon,solaryum,manükür,pedikür,botoks,estetik,ıpg, Genç Kızlara Özel,yeni model iç çamşırları,Örgü Dantel El İşleri üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'İç Giyim,Bayan İç Giyim Modelleri' isimli yazı,iç çamaşırları,İç Giyimde Seksi Modeller, bikini, mayo, iç çamaşırı,Gelinlik, Abiye, Moda, Tesettür, iç Giyim, Takı, Ayakkabı, Gelinlik Modelleri,Abiye, Moda, Tesettür,Takı, Ayakkabı, Gelinlik Modelleri,