Çocukların cesaretlerini kırmada etkili püf noktalar
Çocuklar, "Dur, yapma, etme, elleme, kırarsın, bozarsın, düşersin,
dökersin vb." kelimelerle büyür. Anne-babalar, daha küçük yaşlardan
itibaren çocuklara sınırlar koyar. Hiçbir anne-baba, "Hadi oğlum,
korkma, atla bir şey olmaz koltuktan atlamakla" demez.
Hep olumsuz kelimelerle sınırlanan çocuk, içindeki yapabilme cesaretini
kaybeder. Çocuk küçüklükten itibaren başarısızlığı öğrenir. Okul
yaşamında da iş yaşamında da sorumluluk almak istemez, yeni şeyler
üretme yanlısı olmaz. Bu nedenle çocuklarımızın cesaretlerini
kırmamalı, onları ümitlendirmeli ve desteklemeliyiz.
Çocukların yaşları ilerledikçe başarabilme, yani 'yapabilirim'
düşüncesi azalır. Bunun nedeni, "yapabilirsin" gibi olumlu kelimelerle
biten cümlelerden kat kat fazla "yapamazsın" gibi olumsuz kelimelerle
biten cümleler duymalarıdır.
Kızım bırak o tepsiyi sen taşıyamazsın ben taşırım, bardakları kıracaksın.
Yavrum pastayı sen yapma kıvamını tutturamazsın.
Yavrum sen salata yapmasını öğrenemeyeceksin. Hadi sen ders çalış. Boş ver bunları ben hazırlarım.
Bu matematik dersi de bu yıl çok zormuş.
Fizik, Geometri dersinden geçer not almak her babayiğidin harcı değildir.
8. sınıf çok zor galiba.
Yavrum senin kafan matematiğe basmıyor.
Bu kadar İngilizce kelimeyi nasıl ezberleyeceksin? Bunu ezberlemen imkânsız.
Bu tür olumsuz cümleler, tabii ki çocuğu ümitsizliğe düşürecek ve
başarısızlığa sevk edecektir. Adeta başarısızlık çocuklara öğretilmiş
olacaktır.
Neden başaramıyorlar?
Bir kişiye 40 kez deli dersen deli olurmuş. "Başaramama" duygusu,
insanlara gen yoluyla geçmemiştir. Çocuklar, bu duyguyu sonradan
çevrelerinin etkisiyle öğrenmiştir. Onun için biz çocuklarımıza 40 gün
akıllı diyelim. Onlar zaten akıllı.
Evladım senin arkadaşlarından ne eksiğin var. Tabii ki yapabilirsin.
Kızım sen çok kabiliyetli birisin. Misafirlere pastayı sen yapabilirsin.
Okula artık kendin gidebilirsin.
Bak evladım, senin tek rakibin kendinsin. Buradaki herkesi yenebilirsin.
Eminim artık tek başına yüzebilirsin.
gibi cümlelerle onları motive edelim. Ümitsizliğe düşürmeyelim.
Furkan Emre, matematik dersinde uyuyakalmıştır. Bu sırada öğretmen tahtaya üç tane soru yazar ve der ki:
"Bu soruları zaten çözemeyeceğinizi biliyorum ama bir uğraşın."
Furkan Emre, uyandığında tahtadaki soruları defterine kaydeder. Normal
bir ev ödevi olduğunu zanneder. Eve gittiğinde sorunun birini çözer.
İki tanesini çözemez. Ama sınıfta bulunan diğer öğrenciler hiçbirini
çözememişlerdir. "Zaten çözemeyeceğimiz bir soruymuş, boşuna
uğraşmayalım." diye düşündükleri için soruyu çözmek için defteri bile
açmamışlardır.
Çocuklarımızı "öğrenilmiş çaresizlik" denilen duruma sevk etmekteyiz.
Öğrenilmiş çaresizlik, bireyin davranışlarıyla olumsuz bir sonucu
kontrol edemeyeceğini öğrenmesinden sonra, davranışlarıyla olumsuz
sonucu ortadan kaldırabileceği durumlarda gereken çabayı gösterememesi
olarak tanımlanır. Anne-babalar olarak çocuklarımıza sınırlar koymak
yerine onlara hareket alanları oluşturmalıyız. Onları
cesaretlendirmeli, takdir etmeli ve desteklemeliyiz. Unutmayın! Tüm
çocuklar yeteneklidir, yeter ki siz onlara güvenin ve fırsat verin..
Küfür eden çocuklara nasıl davranmalı, ne anlatmalı?
Çocuğunuza okuyacağınız hikâyenin kahramanını kötü söz
söyleyen bir çocuk olarak seçin. Bu çocuk, kötü söz söylediğinde,
annesinin nasıl üzüldüğünü hikâyelendirin.
Ama asla çocuğunuz ile hikâye kahramanını
bütünleştirmeye kalkmayın. Çocuğunuzun kullandığı kötü sözlere
alternatif kelimeler öğretin. Çocuk, kızgınlık anında, üzüntü anında
hangi kelimeyi kullanacağını bilmelidir.
Get your own Chat Box! Go Large!

İşte sağlığınızı geliştiren yeni ve sağlıklı alışkanlıklar...
Alışkanlıklarınızı ve yaşam stilinizde bir kaç değişiklik yaparak, 100 yaşına
kadar sağlıklı ve mutlu yaşamak elinizde! Beyniniz 14 ila 21 günde yeni
alışkanlıklar edinir ve bunları hatırlatır.

Aklınıza
gelse de, gelmese de, hoşunuza gitse de, gitmese de, insanoğlunun
bilinçaltında bir yerlerde üreme içgüdüsü yatıyor. Soyunu sürdürme
içgüdüsü bundan yüzyıllar önce de vardı. Bugün evliliklerin gitgide
azalmasına karşın, hala insanlar bir çocuk sahibi olmaktan heyecan
duyuyor.