| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Evlilik, kadın sorunları, burclar,Güzellik,Saç,Cilt Bakımı,diyet,egzersiz yapmak,kolay kilo vermek,

Evlilik Seçimi ,Evlilik Adresler Rehberi Gelin,damat,Damatlık,Davetiye,Abiye Modelleri resimleri Nişan Alyans Düğün Kıyafetleri,Güzellik,Saç,Cilt Bakımı,El ve Tırnak,Estetik,Kadın,Kozmetik,lazer epilasyon,mezoterapi,peeling,akne,botoks,sonbahar yaz kış ilkbahar Moda makyaj kadın ,Yağ Ve Bal İle Saç Bakımı,Güzellik,yüz gerdirme,güzellik ürünleri,solaryum,agda,oht,lazer,nemlendirici,yararlı bitkiler,

Yazılar

İşte zayıflamanın sigortası olan bitki


İşte zayıflamanın sigortası olan bitki

İbrahim Saraçoğlu'ndan zayıflama hayali ile yanıp tutuşanlara ve zayıflamaktan umudunu kesenlere moral verecek "mucize gibi" bir formül açıkladı. Bu bitki tüm diyetleri kurtarıyor:

Bitkisel Kürler Rehberi, Tıbbi Bitkiler Rehberi, Bitkisel Sağlık Rehberi, Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi kitaplarına da imza atan ünlü bilim adamı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, zayıflamanın anahtarının dereotu olduğunu açıkladı.

Son olarak çıktığı Ülke TV'de hormonlu bitkilerin insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini anlatan ve insanın genetik yapısını değiştiren hormonlu tohumlar yüzünden yakında normal tohum kalmayacağı tehlikesine dikkat çekerek Tarım ve sağlık Bakanlıklarını göreve çağıran Saraçoğlu'nun Vatan gazetesinde yayınlanan ve kilo vermek isteyenlere büyük moral aşılayacak  ilginç formülü şöyle:  

Saraçoğlu, "Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz.  Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusana fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir." diyor.


(Haber 7)


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Cinsel güce, güç katan sebze tüketmeliyiz

Cinsel güce, güç katan sebze
Kadınların kabusu haline gelen meme kanserine karşı koruyor..
 
 

Fosfat, potasyum, demir, E vitamini, protein, A, C, B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, içerir. Kadınları göğüs kanserine karşı koruyan indol-3 karbonal bulunan karnabahar B vitamini içeriği ile sinirleri güçlendirir, beyin fonksiyonlarını destekleyip cinsel performansı ve isteği artırdığı biliniyor. Kabızlığın önüne geçen karnabahar tüm bunlarla birlikte kolesterol düşürücü etkiye de sahiptir.

VAZGEÇMEYİN: Karnabaharı buharda pişirerek salatalarınıza ilave edebilirsiniz. Karnabahar püresi, yoğurtlu karnabahar haşlama ile farklı lezzetler yaratarak bir yandan kilo kontrolüne de yardımcı olabilirsiniz.

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

SEVDİĞİNİZ RENK CİNSEL HAYATINIZIN ANAHTARI

Anahtar ise bu eşyalar için seçtiğiniz renklerdir. Etrafınıza baktığınızda özellikle giyiminizde ve ev dekorasyonunuzda belli renklere yoğunlaştığınızı göreceksiniz. En fazla görünen renk sizin baskın renginizdir; cinsel sizi yansıtan renktir. 1975 Ev İç Tasarım Forumu'nda bir psikolog renkler ve cinsel kalıplar arasındaki bağı aşağıdaki şekilde açıklamış. Peki buna göre siz hangi renktensiniz?

KIRMIZI: Kırmızı herkesin bildiği gibi tutkunun rengidir. Bu rengi seven kişiler ise çok şehvetlidir. Kırmızıyı seven insanları çuvaldaki kaplana benzetmek yanlış olmaz. Kolayca tahrik olur, hayal edilebilecek her yolda cinselliğin tadını çıkarırlar. Cinsel kıvılcım bir kez çaktığında onu söndürmek saatler alır. Kırmızıyı sevenler kavgacı olur ve daha zayıf renkler onlardan kaçınır. Aşk yaşamlarında fantezilerin yeri büyüktür.


SARI: Favori rengi sarı olan kişilerin cinsel eğilimleri bir hayli karmaşıktır. Çoğunlukla sarı seven kişiler daha güçlü olan partnerlerinin isteklerine pasif davranışlarla uyum gösteirler. Asla cinselliğin tadını tamamen çıkaramazlar ancak hoşlarına giden kimseyi de geri çevirmezler. Bu anlamda sarı cinsel tutkudan uzak bir renktir. Onlar için ilk adımı karşı taraf atmalıdır. Bu yüzden karşı taraf bir hamle yapana kadar yalnızca beklerler.


PEMBE: Pembeyi seven insanlar cinsel konularda gelişmeye gönülsüz olurlar. Bu kadınlar partnerlerine çoğu kez eziyet eder, vereceklerinden fazlası için söz verirler. Bazı durumlarda dişilikleriyle gösteriş yaparlar çünkü gizliden gizliye erkeklerden nefret ederler. Pembeyi seven erkeklere gelince... Bu tip erkekler kadınların peşinden koşar ve kur yaparlar. Hatta aynı gecede üç ayrı randevu verebilen fakat hiçbirisiyle buluşmayıp barın birinde yeni biriyle tanışabilen kişilerdir. Kocası pembe seven kadınlar ihtiyatı elden bırakmamalıdır.


MOR: Bu rengi sevenler aşkta da, iş yaşamında da kolay elde edilmezler. Bu rengi seven kişilerin etrafındakiler, onlara fazlaca bilgiç bulabilir. Mor rengi seven kadınların kişilikleri son derece güçlüdür. Onlar karşılarındakine gerçekten inanırsa ilişkiye girer ve oyunu kurallarına göre oynarlar. Erkekler ise aşk ilişkilerine iş ilişkisi tadında yaklaşırlar. Her iki cinsiyette de moru sevenler karşılarındakinin hoşnutluğundan çok kendilerininkini düşünürler.


SİYAH: Siyah renk gücü ve tutkuyu temsil eder. Cinsellik konusunda sekste tıpkı kırmızı gibi şehvetlidirler. Genellikle doğalarında sadizim ya da mazohizm vardır. Bu sebeple seks sırasında da hiçbir sınır tanımadan sevişirler. Biraz içe kapanık gibi görünseler de aslında sevişme anında diğer renklerden daha cesurdurlar. Fakat onlar saman altından su yürütenler gibi şehvetlerini yalnızca yatak odalarında partnerlerini şaşırtmak için gösterirler.


YEŞİL: Doğanın rengi olan yeşil güven veren bir renktir. Bu yüzden partneriniz yeşili seviyorsa doğru kişiyle birliktesiniz demektir. Bu rengi sevenler cinsel yaklaşımlarında masum ve tazedir. Yeşili seven kadınlar partnerlerine her zaman sadıktırlar. Tutkuları olsa bile bunu partnerlerine çok fazla göstermezler. Yeşili seven erkekler anlaşılmaz tavırlarıyla karşılarındakini etkilemeyi iyi bilirler. Kısacası partneriniz yeşili seviyorsa asla ihanetten şüphelenmemelisiniz.


TURUNCU: Turuncu rengi sevenlerin cinsel fantezilere eğilimi vardır. Cinsel etkinliği kendilerinin başrolü oynadığı tek sahnelik bir oyun olarak görürler. Önsevişme cinsel birleşme kadar önemlidir. Tatlı şeyler, anlamsız diyaloglar fısıldarlar. Turuncu insanlar orgazm olamasalar bile çok iyi rol yaparlar. Seks sırasında şehvetten dolayı p0artnerlerine biraz zarar verebilirler. Turuncu erkekleri eşlerinin saçını çekmeye, kadınları da eşlerinin sırtında çizikler bırakmaya eğilimlidirler.


KAHVERENGİ: Bu rengi seviyorsanız, eşiniz için bir hazinesiniz demektir. Kahverengi sevenler sıcak ve eşinin isteklerine karşı duyarlıdır. Bunun yanı sıra da kadın ya da erkek her iki cins de son derece romantiktir. Cinsellik onlar için 24 saatlik birşeydir. Ateşin kenarında sarılıp uyumak, yağmurda yürümek kahverengi sevenler için tahrik edicidir. Ancak şiirsel duyguları öyle bir yapıya sahiptir ki bir tek kötü söz herşeyi mahvedebilir.


GRİ: Bu renk kararsız kişiler tarafından sevilir. Hiçbir konuda heyecanlanmadıkları gibi renk konusunda da son derece heyecansızdırlar. O yüzden de yorumsuz gölge rengini seçerler. Gri tercih eden erkekler cinselliği sakinleşme aracı olarak görürler. Ne fazlası ne de azı. Kadınlar sevişmez, cinsel ilişkiye girerler. Sadece iki sebepten biri için: Eşlerini memnun etmek ya da hamile kalmak. Sevişme bitene kadar duvar kağıtlarındaki desenleri sayarlar.


MAVİ: Mavi sevenler harika cinsel partnerlerdir. Sevgi doludurlar, eşlerinin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar. Sevişmeyi bir sanat olarak görür ve ilişkilerine zarifçe yaklaşırlar. Mavi seven erkekler piyanistlere benzerler, piyano çalarmış gibi zarifçe sevişirler. Mavi kadınları cinselliklerinin tadını sonuna dek çıkartırlar. Hem kadınlar hem de erkekler önsevişmeden ve ardından gelen birleşmeden hoşlanır. Evlilikte mavi kişi mükemmel bir eştir, dışarıda gözü yoktur.


BEYAZ: Beyaza tutulmuş insanlar için sevdikleriyle birlikte yatmak sevişmekten daha fazla tercih edilir. Cinsellikten pek fazla hoşlanmazlar. Bu insanların doğasında biraz tutuculuk vardır. Onlar için, Fransız öpücüğü müstehcen bir şeydir ve gün ışığında sevişmek duyulmamış bir olaydır. Beyazı seven kadınlar gizlilik içerisinde soyunur. Erkekler cinsel ilişkiden önce ve sonra mutlaka yıkanır.

Giydiğiniz kıyafetler, evinizdeki eşyalar ve kullandığınız araba cinsel kişiliğiniz hakkında ipuçları verir. ...


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

YENİ MODEL BAYAN KAZAK MODASI


























 bkey="hercai58.cdea04cef1e3c70aae56a905e2bcd823";


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

İşte kadınların yeni modası

İşte kadınların yeni modası

İşte kadınların yeni modası
1.5 saatte takılıyor, 90 gün kalıcılığını koruyor ve hiç ağırlık yapmıyor.

Yaz mevsiminde kadınların tercihi olan kalıcı makyaja şimdi bir de ipek kirpik uygulaması eklendi. 1.5 saatte takılıyor, 90 gün kalıcılığını koruyor ve hiç ağırlık yapmıyor. Üstelik son derece doğal görünüyor!..

Bugünlerde birçok kadın, kendini yaklaşan yaz mevsimine hazırlıyor. Kimileri kış ayları boyunca alınan fazla kilolardan kurtulamaya çalışırken, kimileri ise önceliği yüz, el ve ayaklarının bakımına veriyor. Sağlıklı zayıflama konusundaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Murat Topoğlu'nun Şişli'deki kliniği, yaz sıcaklarında makyaj yapmadan güzel görünmek isteyen kadınları, bitkisel kalıcı makyajın sihirli dünyasına davet ediyor. Klinikte çalışan estetisyen Alis Lafazan, kaş ve göz kontüründeki son yeniliklerini anlattı.

* Kaş, göz ve dudak kontürleri yıllardır uygulanıyor. Ancak bazen yapılan işler fazla yapaya kaçıyor. Biz burada kalıcı makyaj yaparken, tamamen doğallıktan yana bir tutum sergiliyoruz ve yüzde 100 bitkisel malzemeler kullanıyoruz. Bu işte başlıca kural; kullanılan boyanın kaliteli olması ve işlemlerin hijyenik koşullarda yapılmasıdır. Kadınlar en büyük ilgiyi kaş ve dudak kontürüne gösteriyorlar.

* Kaş yüzün haritasıdır. İnsanın gözlerinden bile daha önemlidir çünkü göze anlam, bakışa ise ifade katar. Biz düşük, zayıf, yanlış alınmış ve küsmüş kaşları kaldırıyoruz. Kemoterapi ya da kortizon tedavisi sonucunda dökülen kaşları toparlıyoruz. Ancak bunu, genelde yapılanın aksine kaşa boya görünümü katarak yapmıyoruz. Yüzde yüz doğal kökboyası kullanıyoruz. Böylece kaş, boyanmış ya da üzerinde dövme yapılmış gibi durmuyor.

DOLGUN DUDAK İSTEYEN ÇOK
* Günümüzde herkes dolgun dudaklara sahip olmanın hayalini kuruyor. Dolgun dudaklara kavuşmanın en sağlıklı yolu kalıcı makyaj yaptırmak. Bu uygulamayı sadece 18 yaşından büyüklere yapıyoruz. Dudak anesteziyle uyuşturulduktan sonra, bir iğneyle dudak çevresine kontür atıyorum. İşlem sadece dudağa dolgunluk vermekle kalmıyor, dudaklardaki asimetri sorununu ve kolajen yapıdaki problemleri de ortadan kaldırıyor. Bir zamanlar çıkan uçuklar nedeniyle pigmentleri yok olmuş dudakları güçlendiriyor. Bu işlem de tıpkı kaş kontürü gibi yaklaşık yarım saatte tamamlanıyor ve 3 yıl boyunca kalıcılığını koruyor.

* Kadınlar dudakları için çok koyu renkler istiyor. Özellikle genç kızlar çok abartılı taleplerde bulunuyor. Böyle bir talep geldiğinde, "Yaparım ama dudaklarınız Bülent Ersoy'unki gibi olur" diyorum, onlar da vazgeçiyorlar. Bülent Hanım'ın makyajı gerçekten çok abartılı. Tıpkı Seren Serengil'inki gibi...

ÜNLÜLERİN KAŞLARINI YAPTI
* Ben burada yeni bir dudak yaratmıyorum, o Tanrı'nın işi. Sadece olan dudağın güzelliğini ön plana çıkarıyorum. Amaç kalıcı makyaj yaptırarak birine benzemek değil, kendi yüzünün karakterini bozmadan gerekli değişimleri yapmak olmalı.

* Linet, Semiha Yankı ve Pınar Altınok'un kaşlarını ben yaptım. Birçok spikerle çalışıyorum. Engin Koç, İlhan Keçeli, Atik Berberoğlu ve rahmetli Onno Tunç da müşterimdi. Betül Şahin'in kaşlarını da ben yaptım. Onun makyaj tarzını çok beğenirim ben, çok doğal bir kızdır.

* Bence en doğal güzel Nurgül Yeşilçay. Kendisinin Altın Portakal'daki makyajına bayıldım. Zaten gözleri çok güzel ve o gün sadece gözlerinin parıltısını ön plana çıkarmışlardı. Yüzünde makyaj olduğu anlaşılmıyordu bile. İpek Tuzcuoğlu'nun makyajı da çok doğal. Yonca Evcimik'in doğallığını da severim.

* Burada 'Magic lashes' dediğimiz ipek kirpik uygulamasını da gerçekleştiriyoruz. Normalde takma kirpik, direkt kirpik dibine yapıştırılır ve sadece 15 gün kullanılabilir. Bunu sadece kirpiği olan insana uygulayabiliriz. İpek kirpik ise, kirpiğin ucuna ekiliyor. Bu sayede kirpik dibi hava alabiliyor. Takma işlemi yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Taktıktan sonra en az 90 gün kullanılabiliyor. En büyük avantajı göze hiçbir ağırlık vermemesi. Karşıdan bakıldığında kirpiklerinizin takma olduğu kesinlikle anlaşılmıyor. 3 ay sonra kirpik dökülmese bile, çıkarıp kişini kirpiklerini biraz kendi haline bırakıyoruz. İşlem yenilenebiliyor.

Sabah / Günaydın

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

2009 yılı en trend saç modelleri


 bkey="hercai58.cdea04cef1e3c70aae56a905e2bcd823";
 

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Hamileler bu hapları asla almayın!

Hamileler bu hapları asla almayın!
Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor.

Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor. Hekim tarafından istenmeyen gebelikler, Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi'nin en önemli konu başlıklarındandı. Anne ve bebek açısından risk taşıdığı için hekimler tarafından "istenmeyen gebelik"leri iç hastalıkları ve jinekoloji uzmanlarına sorduk.

Bir Alman ilaç firması, antibiyotik üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu 1950'lerde "talidomid" maddesini buldu. Yüksek doz "talidomid"e maruz bırakılan hayvanlar üzerinde yaptığı testlerle ilacın zararsız olduğunu, önemli bir yan etkisinin olmadığını duyurdu.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden de (FDA) onay aldı. Güçlü bir sakinleştirici olarak pazarlanan ilaç, Batı Almanya'daki doktorlar tarafından uykusuzluk ve sabah bulantısı şikâyetiyle gelen gebelere de verilmeye başlandı. Giderek dünya geneline yayılan ilaçlar, pek çok marka adı altında piyasaya sürüldü. İlacı kullanan gebeler; uykuya eğilim, halsizlik, kabızlık, deride kızarıklık, baş ve mide ağrısı, el ve ayakta uyuşma, baş dönmesi, sinirlilik, titreme, kulak çınlaması, depresyon gibi yan etkilerden söz etmeye başladı. Ve bir yıl içinde bu ilacı kullanan anneler, çok sayıda doğumsal anomalili bebek dünyaya getirmeye başladı.

En yaygın olanı normalden kısa, "malforme" diye tanımlanan biçim kusuru, yüzgeç benzeri kol ve bacaklarla kendini gösteren "fakomeli'ydi. Hatta bu anomaliyle dünyaya gelen çocuklara "yüzgeçli bebekler" denmeye başlandı. Diğer doğumsal bozukluklar ise; gelişimini tamamlayamamış parmaklar, sağırlık, körlük, yarık damak ve kalpte, sinirlerde, cinsel organda, böbreklerde, sindirim sisteminde bozukluk şeklinde açığa çıkıyordu.

Bazı anneler sadece bir tablet talidomid almıştı ama özellikle gebeliğin en kritik noktası olan ilk üç ayda alınan tek dozun bile bebek üzerinde çok ciddi yan etkilerinin olabileceği sonra anlaşıldı. Talidomid tüm dünyada piyasadan çekildi. Fakat çok geç alınmış bir karardı bu. Dünya üzerinde 46 ülkede 10 binin üzerinde bebek, ilacın yan etkisiyle sakat doğdu, yaklaşık yarısı erişkin bir birey olamadan yaşama veda etti. Yaşananlar, dünya tıp tarihine "talidomid faciası" olarak geçti.

Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor. Hekim tarafından istenmeyen gebelikler, Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi'nin de en önemli konu başlıklarındandı. Biz de konuyu uzmanlarla görüşerek gebeliği risk grubuna sokan ilaçları öğrendik.

X grubu ilaçlar asla kullanılmamalı

Hamilelik döneminde ilaç kullanımı bir hayli yaygın. Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Op. Dr. Çetin Çam, gebelerin yüzde 90'ının hamilelik süresince reçeteli veya reçetesiz ilaç kullandığını söylüyor. "Bir kısmı hekim takibinde gerekli olduğu için, bir kısmı kişinin, özellikle gebe olduğunu bilmediği bir zaman süresince kullandığı ağrı kesici, ateş düşürücü ve benzeri ilaçlar. Bir hekim, gebeliğini tespit ettiği bir kadında her türlü ilaç ve benzeri kullanımını sormak zorunda. Bu tip ilaçlardan çok önemli bir kısmının gebeliği ve/veya bebeği kötü yönde etkilemediği bilinmekle beraber, ciddi tehlikeleri olabileceği de akıldan çıkarılmamalı."

Gebelikte ilaç alımı sorgulanırken ilaç kavramına da açıklık getirilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Çetin Çam, doğal gıdalar dışındaki her türlü madde tüketiminin bu gruba girdiğini belirtiyor: "Bazı doğal gıdaların aşırı tüketiminde istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. İlacı sadece fabrikada üretilen, paketlenen ve eczanelerde satılan bir ürün olarak düşünmemek lazım. Birtakım aşılar bile gebelikte istenmeyen sonuçlara yol açabilir."
Türkiye'de küçük ya da büyük anomalili doğum oranı yüzde 3. Bunun yüzde 70'inin nedeni belli değil ama İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler yüzde 1-2'sinin tek sorumlusunun ilaçlar olduğunu söylüyor.

"İlacın dozu, alınış yolu, metabolizması ve ilaçların annenin gebeliğinin hangi döneminde kullanıldığı, yapacağı zararlar açısından çok önemli. Hekimler tarafından çok iyi bilinmesi, ilacı kullanan gebenin aydınlatılması, gerekirse gebeliğe son verilmesi gerek."

Gebelik sırasında kullanılan ilaçlar, taşıdıkları risklere göre kategorilere ayrılıyor. A kategorisinde vitaminler var mesela. Hem insan hem de havyan deneylerinde zarar vermediği kanıtlandığı için rahatlıkla kullanılabilir.
B kategorisinde, hayvanlar üzerinde risk tespit edilmeyen ama insan üzerinde deneyi olmayan penisilin grubu antibiyotikler bulunuyor. Bu ilaçlar da güvenliye yakın şekilde kullanılabilir. Elbette hekim kontrolünde. C kategorisinde ise biraz daha risk taşımaya başlayan, hayvan deneylerinde risk gözlenen ilaçlar yer alıyor. Prof. Dr. Kerim Güler'e göre bu ilaçların yaşamsal kâr-zarar hesabı yapılarak kullanılması gerek. "Annenin hayatı ciddi tehlike arz ediyorsa, o anki hastalığı tedavi edilmediği taktirde zarar görecekse kullanılabilir ancak" diyor. D grubunda da yine risk yapacağı kanıtlanan bazı ilaçlar var.

Ve X grubuYani gebelikte asla kullanılmaması gereken ilaçlar. Veya kullanıldığı dönemde asla gebe kalınmaması gereken. Genellikle immün spesif denen bazı romatizmal hastalıklarda, kanser hastalıklarında veya immün sistemi baskılayan, kronik hastalıklara maruz kalan hastaların bu ilaçları kullanırken farkında olmadan gebe kalması durumunda, özellikle gebeliğin ilk 70 gününde (organların gelişme dönemi) kullandıysa mutlaka gebeliğin sona erdirilmesi gerekiyor.

Kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlar

Diyelim ki kronik bir hastalığınız var, rutin ilaç kullanıyorsunuz ve gebe kalmak istiyorsunuz. Gebe kalmak için hekiminizin onay vermesi gerekiyor. Zira hekim kontrolünde, hastalığın en hafif seyrettiği dönemde ilaçların kesilip öyle gebe kalınması gerek.

Ya gebeliğiniz planlı değilse? Kronik hastalığınız için ilaç kullanırken farkına varmadan gebe kalırsanız? Prof. Dr. Kerim Güler, farkına varmadan gebe kalma oranının Türkiye'de çok fazla olduğunu ve ciddi risk taşıdığını söylüyor: "Hasta bu ilaçları almaya devam ediyorsa fetus açısından büyük zararları var. Bir de bazı grup gebelikler var ki, annenin bir hastalığı var, hamile kaldığı anda hastalık ilerliyor. Bu da büyük sorun. Hekimler tarafından uyarılıyor ama bu tür gebeleri de çok sık görüyoruz."

Her türlü hastalık gebeliğe eşlik edebilir, gebelikten önce veya ilk defa gebelikte de ortaya çıkabilir. Op. Dr. Çetin Çam, jinekoloğun mutlaka, hastalığın uzmanı hekimle işbirliği içinde gebeyi ortak takip etmesi gerektiğini söylüyor. "Uzmanın, gebeliğin hastalığın seyrini ne derecede etkileyebileceğinde tecrübe sahibi olması gerekir. İşbirliği içinde yapılan bir takipte gebelik sonuçları oldukça yüz güldürücü oluyor."

Gebelikte en önemli hastalık grubunu guatr sorunları oluşturuyor. Mesela hipotiroidi. Tiroit bezinin az çalışması durumunda hamile kalındığında çocuk tiroit hormonlarından yoksun doğuyor. Bu da gelişme geriliği, zekâ faaliyetlerinde düşüklük anlamına geliyor. "Hipotiroidi hastaları hamile kalamaz mı peki?" sorumuza "Hekim tarafından ilacın dozu artırılarak hamile kalınmasına izin verilebilir" yanıtını alıyoruz.

Bir de gizli hipotiroidi hastaları var. Hastalığını bilmeden hamile kalanlar yani. Prof. Dr. Kerim Güler, bunların da sayısının çok olduğunu belirtiyor. "Annenin hormonları az, plasenta yoluyla çocuğa geçen hormonlar da Doğuştan guatrı az çalışan çocuğun başı büyük olur, zekâ fonksiyonları ilerleyen zamanlarda düşebilir." Tiroit bezinin az çalışması gibi çok çalışması da (hipertiroidi) sorun gebelikte. Tiroit bezinin yavaşlatılmasını sağlayacak ilaçların belirli dönemlerde hekim tarafından uygun şartlarda kullanılması, anneyi normal düzeye çekerek çocuğun sağlıklı doğmasını sağlıyor.

Gebelikteki diğer risk faktörü ise diyabet. Anne hamile kaldığı zaman plasentadan salgılanan bazı hormonlar insüline, yani kan şekerini düşüren hormona karşıt yönde etki gösteriyor. Bu nedenle diyabeti yokken hamilelik döneminde diyabeti çıkan hastalar olabiliyor.

Diyabetli bir hastanın hamile kalmasında ise tedavide insülin ihtiyacını arttıran bazı tablolar ortaya çıkabilir ve hastalık ilerleyebilir. Bunun farkına tedavide varılması, annenin insülin dozunun ayarlanması gerek. Anne normal kan şekeriyle doğuma giderse herhangi bir sorun yaşanmayacağını söylüyor uzmanlar.

Böbrek hastalarının hamile kalması durumunda veya hamilelik döneminde ortaya çıkan böbrek hastalığı da çok önemli. Böbrek fonksiyonları çok bozuk hastaların zaten hamile kalamayacağını söyleyen Prof. Dr. Kerim Güler, kalsa bile çocuğun gelişemeyeceğini belirtiyor.

"Ancak" diyor, "Kreatin değeri dediğimiz böbrek fonksiyonları 3'ün altında olanlar, hafif derecede böbrek yetmezliği olanlar, hamile kalabilir. Çok yakından takip edilirse rahatlıkla doğum yapabilir." Ya takip edilmezse? Yanıt; tansiyon yüksekliği, bacaklarda ödem ve idrarda protein kaybı bulguları ilerleyerek, annenin erken kasılmalarına ve çocuğun da strese girmesine yol açarak hem annenin hem çocuğun hayatını tehlikeye sokuyor. Hastaların bilhassa gebeliğin sonlarına doğru çok yakından takip edilmeleri gerekiyor. Ayaklarda şişme, tansiyonda yükselme olduğu anda mutlaka hekimlerine başvurmalılar. Kontrol altına alınamıyorsa, bebek doğacak kiloya ulaştığı anda gebeliğe son verilmesi gerektiğini söylüyor Prof. Dr. Kerim Güler. "Gebeliğe son verilmediği takdirde anne, hipertansiyona bağlı birçok hastalığa maruz kalabilir. Beynin kanlanması bozulabilir. Ki, mortalitesi (anne ölümü) çok yüksektir."

Romatoit artrit ve lupus gibi romatolojik hastalıklar da her aşamada ilaç almayı gerektiriyor. Alınan ilaçların fetusa etkisi kaçınılmaz. Özellikle hamileliğin 70'inci gününe kadar olan fazda büyük anomalilere, derin kalbe, böbreklerin olmamasına sebep olabilir. Bu hastaların, hastalığın hafif seyrettiği dönemde hamile kalmasına müsaade ediliyor. İlaç alternatifleri çok fazla olduğu için B kategorisindeki ilaçlara geçilip, klinik bulguları azaltarak normal doğum yapmasına olanak sağlanabiliyor.

Gebelikte önemli olan bir hastalık da kalp hastalığı. Özellikle kapak hastalıkları denen veya dışarıdan takılan takma kapağı olan hastalar için doğum büyük bir yük. Kalp yetmezliği olan kalbin kasılma gücü yüzde 40'lardayken gebe kalınan durumlarda kalp yetmezliği bulguları çok ilerlediği için hekimler bu durumda hamileliğe izin vermiyor. Gebe kalınmışsa da bebeği erken dönemde, anneye zarar gelmeden almak gerekiyor.
Bu hastalar hamile kaldıklarında, kanı sulandıran, kapaklarda damarların tıkanmaması için kullanılan ilaçlar, doğacak bebek için risk teşkil ediyor. Gebeliğe son verilmediği takdirde annenin hastalığı ilerleyebilir, çocuğun gelişmesi bozulabilir ve çok büyük oranda anne hayatını kaybedebilir.

Ve karaciğer hastalarıProf. Dr. Kerim Güler'e göre, gebelik karaciğer için de yük. "Daha önceden karaciğer rahatsızlığı olmayan hasta, hamilelik sırasında gebelik yağlanması denen ciddi bir tabloyla karşı karşıya kalabilir. Help sendromu denen karaciğer enzimlerinin yıkılması ciddi bir tablodur. Karaciğer yetersizliğe girer, enzimleri yükselir, kanda kanamayı durduran kanama faktörleri düşer ve hasta kanamalarla kaybedilir. Gebelikte en çok korktuğumuz durumdur. Mutlaka yoğun bakım şartlarında atlatması gerekir o durumu."

Bütün bu risklerle karşılaşmamak için yapılacak olan açık; hamilelik öncesinde gereken kontrolleri yaptırmak, hamilelik öncesinde ve sonrasında doktor takibinde bulunmak.

GEBELERİN ASLA KULLANMAMASI GEREKEN İLAÇLAR

Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor.

Gebelikte Asla Kullanılmaması Gereken İlaçlar (etken Maddeleri)

 ACE inhibitörleri ve ARB'ler (Hipertansiyon tedavisinde)

- Alkol kullanımı (Fetal alkol sendromu)
- Talidomid
- Radyoaktif iyot (Tiroit fonksiyon testlerinde)
- CT (Bilgisayarlı tomografi) çekilmesi
- Radyasyon (Yüksek doz)
- Diazepam (Anksiyete ilacı) / Gebeliğin geç döneminde kullanılırsa, bebekte yorgunluk, aşırı tepki, titreme ve artan yeni doğan refleksleri görülür

Antibiyotikler

Kloramfenikol / Gri bebek sendromu, özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık

Flororkinolonlar / Eklem anormallikleri olasılığı (sadece hayvan deneylerinde izlenmiştir)

Kanamisin, streptomisin / Sağırlığa yol açabilecek kulak anomalileri

Nitrofurantoin / Özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık

Sulfonamidler, trimethoprim, sulfamethoxazole / Gebeliğin geç dönemlerinde kullanılırlarsa sarılık ve beyin hasarı olasılığı, Özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık

Tetrasiklin / Kemik büyümesinin yavaşlaması, dişlerde kalıcı sarı lekeler, bebeklerde diş çürüklerine yatkınlık, nadiren gebede karaciğer yetmezliği

Pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlar

Heparin / Uzun süre kullanılırsa, annede kemik erimesi ve pıhtılaşmayı sağlayan kan hücrelerinin azalması
Warfarin / Doğum defektleri, anne ve bebekte kanamaya meyil

Sara ilaçları

Karbamazepin / Doğum defektleri, eğer bebeğe doğumdan sonra hemen K vitamini verilmez ise kanamaya meyil

Fenobarbital-fenitoin / Karbamezapin'e benzer etkiler

Trimethadione / Düşük riskinde artış, yarık damak, kalp, yüz, el ve karın organlarında yüzde 70'e varan oranda sakatlık olasılığı

Valproate / Yarık damak, kalp, yüz, el ve karın organlarında yüzde 1 oranında sakatlık olasılığı

Antihipertansifler

Anjyiotensin-konverting enzim (ACE) inhibitörleri / Gebeliğin geç dönemlerinde alınırsa, bebekte böbrek hasarı, bebeğin suyunun azalması, yüz, eklem ve akciğerlerde sakatlık riski
Beta-blokerler / Bebekte kalp atımının yavaşlaması, kan şekeri düzeyinin düşmesi ve gelişme geriliği olasılığı
Thiazid diüretikler / Bebeğin kanında oksijen, sodyum, potasyum ve pıhtılaşma hücrelerinin azalması, gelişmenin yavaşlaması

Kemoterapi (Kanser) İlaçları

Aktinomisin, vinblastin, vinkristin / Sadece hayvan deneylerinde gözlenen doğumsal sakatlıklar
Busulfan, klorambusil, siklofosfamid, merkaptopurin, methotrexat, vinblastin / Alt çene kemiğinin gelişmemesi, yarık damak, kafa kemiklerinin gelişmemesi, omurga sakatlıkları, kulak defektleri, ayak anomalileri, büyümenin yavaşlaması

Ruh hâlini stabilize eden ilaçlar

Lithium / Kalp anomalileri, kas gücünün düşmesi, beslenme bozukluğu, tiroit bezinin daha az çalışması, su zehirlenmesi

Steroid olmayan antienflamatuarlar

Aspirin / Yüksek dozlarda alınırlarsa, doğumun başlangıcının gecikmesi, bebeğin dolaşım sisteminde bozukluklar, sarılık, nadiren beyin hasarı, anne ve bebekte doğum sonrasında kanama riski
Naproxen / Gebeliğin geç dönemlerinde alınırlarsa bebeğin suyunun azalması

Ağızdan kullanılan şeker hastalığı ilaçları

Klorpropamid, tolbutamid / Yeni doğanda şekerin düşmesi, gebenin şeker düzeyini kontrolünün güçleşmesi ve Tip 2 şeker hastalığı olan kadınlarda gebeliğin erken döneminde kullanılırsa doğumsal sakatlıkların artma riski

Cinsel hormonlar

Danazol / Gebeliğin erken döneminde alınırsa dişi bebekte cerrahi düzeltmeyi gerektirebilecek kadar erkekleşme

Dietilstilbestrol / Bebekte rahim anormallikleri, âdet düzeni sorunları, kız çocuklarda vajina kanseri riski artışı ve erkek bebeklerde penis

Sentetik progestinler (doğum kontrol haplarında kullanılan düşük dozlar hariç ) / Danazole benzer etkiler

Cilt ilaçları

Etretinat / Bebekte kalp anomalileri, küçük kulaklar, kafada su toplanması

Isotretinoin / Etretinata benzer etkiler, Zekâ geriliği, düşük riskinde artış

Tiroit ilaçları

Methimazole / Bebekte az çalışan veya büyümüş tiroit bezi, kafa kemiği anomalileri

Propiltiyourasil / Bebekte az çalışan veya büyümüş tiroit

Radyoaktif iyot / Bebekte tiroit bezi hasarı, ilk üç ayın sonuna doğru kullanılırsa, bebekte aşırı çalışan tiroit bezi ve bezde büyüme

Triioyodotironin / Bebekte aşırı çalışan tiroit bezi ve bezde büyüme

Canlı virüs aşıları

Kızamıkçık ve suçiçeği aşıları / Bebeğin aynı enfeksiyona maruz kalabilmesi



Bugün

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Cinsellikte doyuma ulaşmanın yolları...

İlişkide doyumsuzluğun en önemli nedenleri...
 
 

Cinsel doyumsuzluk, çoğu zaman eşler arasındaki sorunlu ilişkiden kaynaklanıyor. Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi, gerginlikler, evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi hatalı tutumlar da cinsellikten alınan hazzı etkiliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Cinsellik ve Cinsel Tedaviler  Birimi Baskanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır, cinsel doyumsuzlukta, çiftlerin sevişme sıklığı, sevişme biçimi, sevişmeyi başlatma veya geri çevirme, sevişme öncesi tartışmalar, cinsel çekimin azalması ve kısa sevişme gibi faktörlerin etkili olduğunu söylüyor.

Cinsel doyum nedir? Standartları var mıdır?

Cinsel etkilenme;  istek, uyarılma, birleşme, orgazm ve orgazm sonrası evreleri olarak sınıflanır ve sorunlar da bu çerçeve içinde değerlendirilir .Oysa birçok kitapta görmediğimiz  çok önemli bir başlık cinsel doyumdur. Cinsel doyum, bireyin cinsel iletişiminden hoşnut olması ve mutluluk duymasıdır. Bu da bir cinsel sorundan bağımsız olarak ilişkinin cinsel ve cinsel olmayan boyutlarına bağlıdır.

İster erkek, ister kadın, doyumlu cinsel yaşam tarifimiz aynıdır ve bu sadece boşalma, orgazm olma, uzun uzun sevişme veya sık sevişme değildir. Cinsel hazzın her türlüsü kişiye güzel geliyorsa güzeldir. Örneğin vajinismus sorunu (birleşememe) olan çiftler cinsel yaşamlarını “O ana kadar herşey çok güzel” diye tanımlarlar. Doğrudur. Bu çiftlerin çoğunda sevgi vardır , istek ve orgazm sorunları da yoktur. Bunu tartışmayız... Ancak bireyin deneyimleri, ona kendisi veya eşi için  daha nelerin  doyurucu olduğu bilgisini kazandırır. Vajinismusu düzelen kadın yine sıklıkla şunu soyler: “Çok haz almıyorum ama eşime çok yakınlaştım. Şimdi bir çiftmişiz gibi hissediyorum.”

“Beceremiyoruz, henuz olmadı” gibi duyguların ortadan kalkması da çiftin sırtındaki yükü hafifletir ve onları yakınlaştırır.

Doyumsuz cinsellik neden kaynaklanır?

Nedenlere bir bütünlük içinde bakarız. Çoğul nedenlerin biraraya gelmesi bir cinsel sorun yaratır. Bilinç dışı süreçler cinsellikte önemlidir. Fakat cinsel doyumsuzluk çoğu zaman eşler arasındaki genel ilişkideki güçlükleri yansıtır.

Eşler arasında başlıca cinsel gerginlik konuları veya doyumsuzluklar nelerdir?

Çiftlerin sevişme sıklığı

Sevişme biçimi

Sevişmeyi başlatması veya geri çevirmesi

Cinsellik konusunda sevişme öncesinde tartışmalar

Doyum veren cinsel fantezilerin bilinmemesi ve empoze edilmesi

Cinsel çekimin azalması

Çok kısa sevişmeler

Evlilik sorunlarının ceremesinin cinsel yaşama yüklenmesi gibi...

Cinsel doyum denince orgazm veya boşalma anlaşılmıyor mu?

Orgazm, fizyolojik olarak cinsel döngünün tamamlanmasıdır. Hazzın doruğa çıkmasıdır. Süresi kısadır.  Rahatlık, gevşeklik verir, uykuya dalmayı kolaylaştırır. Sevilen bir eşle yaşanan orgazm mutluluk hissettirir. Ama ilişki veya bireyin kişilik yapısı  onu yine mutsuz edebilir. Orgazm mutluluk anları olsa da biliyoruz ki orgazm olmadan da çok doyumlu sevişmeler var.

Erkek orgazmı kadın orgazmına göre daha kolay. Neden?

Erkekte boşalma ihtiyacı daha fazla. Hemen bir ipucu ve bilgi vermek isterim. Cinsel birleşmeyle orgazm hedeflenmediğinde kadın daha  kolay orgazm olur. Vajina klitoris kadar orgazmı tetikleyen bir yer değil. Bu bilgi son 30 - 40 yılın kadın cinsel fizyolojisi laboratuvar çalışması sonuçları. Orgazmı başlıca klitoris tetikliyor, vajina kasılmalarla devreye giriyor.

Kadının orgazm olamaması erkeği nasıl etkiliyor?

Erkek “Olsun” diye nafile çabalar. Bu durum gerginlik ve yetersizlik yaratıyor erkekte. Bunu sorun olarak kabul eden çiftlere önerim, birleşmeyle orgazmı hedeflemeyi unutsunlar, eski bildiklerinden denesinler. Kadının aktif ve üst pozisyonda olması keşiflerini kolaylaştırır.

Sevişirken cinsel doyum açısından aktif olmak  ile pasif olmak arasında fark var mı?

O farkı ve çeşitliliği keşfetmeleri için çiftlere, duyarlı noktalara odaklanarak en az  20’şer dakikalık (10 dakika ön sevişme 10 dakika birleşme sonrası sevişme) birbirilerini okşayıp öpmelerini ve arzularını, erotik duygularını dile getirmelerini öneririz. Başta karşı tarafa bilgi vermeden gözler kapalı, kendi duygulanımını anlar, sonra anlatır. Cinsel birleşme ve orgazm hedeflenmez. Daha sonra cinsel organ ve göğüs keşifleri ve birleşme. Alıp vermeye odaklanan çift kısa zamanda aktif ve pasif olmanın kazançlarını farkeder. Alma  kadar verme de bireye haz verir. (Radikal)


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Sarımsağın afrodizyak etkisi var!


Sarımsağın sağlığı koruyucu birçok etkisi olduğunu belirten uzmanlar, bu etkileri şöyle sıraladı:

* Sarımsak, antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır.
* Kandaki kolesterol düzeyini düşürür ve kanı sulandırır.
* Yüksek tansiyonu düşürür.
* Kan sekerini düşürür.
* Mide kanserine yakalanma riskini azaltır.
* Kronik bronşiti önler ya da etkisini azaltır.
* Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.
* İştahın açılmasını sağlar ve sindirimi kolaylaştırır.
* Afrodizyak etkisi olduğu da söylenmektedir.

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Nefes tekniği ile kaliteli orgazm



Ben 30 yaşında evli bir erkeğim. Orgazmı kolaylaştıran nefes tekniği var mı öğrenmek istiyorum. Eğer böyle bir teknik varsa nasıl uygulandığını anlatır mısınız? Sekste mutlu olmak istiyorum.

Nefes teknikleri tek başına orgazm olmak için kullanılamaz. Ancak bazı durumlarda çok özel nefes teknikleri orgazm olmayı kolaylaştırabildiği gibi yaşanan orgazmın kalitesini de artırabilir. Çünkü orgazma yaklaşırken kalp çarpması artar, ateş basması olur, bacaklarda, kalçalarda ve midede kasılmalar olur, nefes hızlanır ve sanki göğüsün alt tarafıyla nefes alınıyormuş gibi bir durum oluşabilir.

Derin nefes alın

İşte bu anda orgazmı çok daha şiddetli yaşamak için; göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran bir kas olan diyaframdan derin nefes almak gerekebilir. Bunun için ilk aşamada burundan, kısa, sert ve derin bir nefes alınır, akciğerler tam olarak doldurulur. Daha sonra nefes mümkün olduğu kadar ağır bir şekilde ve kesintisiz olarak ağızdan verilir. Ciğerlerin boşalması mide kaslarının kasılmasıyla sağlanır. Nefes bittiği zaman mide sanki bel kemiğine yapışmış gibi durur. Cinsel gücün toplandığı nokta burasıdır.

Üç kez tekrar
Nefes tam olarak boşalınca tekrar burundan kısa, sert ve derin bir nefes daha alınır ve aynen devam edilir. Bu işlem üç kez tekrarlanınca cinsel güç iyice artar ve kişi hazırsa kendini bırakarak daha kaliteli bir orgazm yaşayabilir. Orgazmı kolaylaştıran nefes tekniği budur.

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

elbise modelleri,abiye modelleri,elbiseler,koton, Bayan Saç Modelleri, Erkek saç modelleri,Saç Modeli, Sac Ekimi,lazer epilasyon,solaryum,manükür,pedikür,botoks,estetik,ıpg, Genç Kızlara Özel,yeni model iç çamşırları,Örgü Dantel El İşleri üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'İç Giyim,Bayan İç Giyim Modelleri' isimli yazı,iç çamaşırları,İç Giyimde Seksi Modeller, bikini, mayo, iç çamaşırı,Gelinlik, Abiye, Moda, Tesettür, iç Giyim, Takı, Ayakkabı, Gelinlik Modelleri,Abiye, Moda, Tesettür,Takı, Ayakkabı, Gelinlik Modelleri,