Hamileler bu hapları asla almayın!

Gebelik
sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi
riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin
sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor. Hekim tarafından istenmeyen
gebelikler, Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları
Kongresi'nin en önemli konu başlıklarındandı. Anne ve bebek açısından
risk taşıdığı için hekimler tarafından "istenmeyen gebelik"leri iç
hastalıkları ve jinekoloji uzmanlarına sorduk.
Bir Alman ilaç firması, antibiyotik üzerinde
yaptığı araştırmalar sonucu 1950'lerde "talidomid" maddesini buldu.
Yüksek doz "talidomid"e maruz bırakılan hayvanlar üzerinde yaptığı
testlerle ilacın zararsız olduğunu, önemli bir yan etkisinin olmadığını
duyurdu.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden de (FDA) onay aldı. Güçlü bir
sakinleştirici olarak pazarlanan ilaç, Batı Almanya'daki doktorlar
tarafından uykusuzluk ve sabah bulantısı şikâyetiyle gelen gebelere de
verilmeye başlandı. Giderek dünya geneline yayılan ilaçlar, pek çok
marka adı altında piyasaya sürüldü. İlacı kullanan gebeler; uykuya
eğilim, halsizlik, kabızlık, deride kızarıklık, baş ve mide ağrısı, el
ve ayakta uyuşma, baş dönmesi, sinirlilik, titreme, kulak çınlaması,
depresyon gibi yan etkilerden söz etmeye başladı. Ve bir yıl içinde bu
ilacı kullanan anneler, çok sayıda doğumsal anomalili bebek dünyaya
getirmeye başladı.
En yaygın olanı normalden kısa, "malforme" diye tanımlanan biçim
kusuru, yüzgeç benzeri kol ve bacaklarla kendini gösteren
"fakomeli'ydi. Hatta bu anomaliyle dünyaya gelen çocuklara "yüzgeçli
bebekler" denmeye başlandı. Diğer doğumsal bozukluklar ise; gelişimini
tamamlayamamış parmaklar, sağırlık, körlük, yarık damak ve kalpte,
sinirlerde, cinsel organda, böbreklerde, sindirim sisteminde bozukluk
şeklinde açığa çıkıyordu.
Bazı anneler sadece bir tablet talidomid almıştı ama özellikle
gebeliğin en kritik noktası olan ilk üç ayda alınan tek dozun bile
bebek üzerinde çok ciddi yan etkilerinin olabileceği sonra anlaşıldı.
Talidomid tüm dünyada piyasadan çekildi. Fakat çok geç alınmış bir
karardı bu. Dünya üzerinde 46 ülkede 10 binin üzerinde bebek, ilacın
yan etkisiyle sakat doğdu, yaklaşık yarısı erişkin bir birey olamadan
yaşama veda etti. Yaşananlar, dünya tıp tarihine "talidomid faciası"
olarak geçti.
Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için
ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin
sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor. Hekim tarafından istenmeyen
gebelikler, Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları
Kongresi'nin de en önemli konu başlıklarındandı. Biz de konuyu
uzmanlarla görüşerek gebeliği risk grubuna sokan ilaçları öğrendik.
X grubu ilaçlar asla kullanılmamalı
Hamilelik döneminde ilaç kullanımı bir hayli yaygın. Zeynep Kamil Kadın
ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Op. Dr. Çetin
Çam, gebelerin yüzde 90'ının hamilelik süresince reçeteli veya
reçetesiz ilaç kullandığını söylüyor. "Bir kısmı hekim takibinde
gerekli olduğu için, bir kısmı kişinin, özellikle gebe olduğunu
bilmediği bir zaman süresince kullandığı ağrı kesici, ateş düşürücü ve
benzeri ilaçlar. Bir hekim, gebeliğini tespit ettiği bir kadında her
türlü ilaç ve benzeri kullanımını sormak zorunda. Bu tip ilaçlardan çok
önemli bir kısmının gebeliği ve/veya bebeği kötü yönde etkilemediği
bilinmekle beraber, ciddi tehlikeleri olabileceği de akıldan
çıkarılmamalı."
Gebelikte ilaç alımı sorgulanırken ilaç kavramına da açıklık
getirilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Çetin Çam, doğal gıdalar
dışındaki her türlü madde tüketiminin bu gruba girdiğini belirtiyor:
"Bazı doğal gıdaların aşırı tüketiminde istenmeyen etkiler ortaya
çıkabilir. İlacı sadece fabrikada üretilen, paketlenen ve eczanelerde
satılan bir ürün olarak düşünmemek lazım. Birtakım aşılar bile
gebelikte istenmeyen sonuçlara yol açabilir."
Türkiye'de küçük ya da büyük anomalili doğum oranı yüzde 3. Bunun yüzde
70'inin nedeni belli değil ama İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları
Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler yüzde 1-2'sinin tek
sorumlusunun ilaçlar olduğunu söylüyor.
"İlacın dozu, alınış yolu, metabolizması ve ilaçların annenin
gebeliğinin hangi döneminde kullanıldığı, yapacağı zararlar açısından
çok önemli. Hekimler tarafından çok iyi bilinmesi, ilacı kullanan
gebenin aydınlatılması, gerekirse gebeliğe son verilmesi gerek."
Gebelik sırasında kullanılan ilaçlar, taşıdıkları risklere göre
kategorilere ayrılıyor. A kategorisinde vitaminler var mesela. Hem
insan hem de havyan deneylerinde zarar vermediği kanıtlandığı için
rahatlıkla kullanılabilir.
B kategorisinde, hayvanlar üzerinde risk tespit edilmeyen ama insan
üzerinde deneyi olmayan penisilin grubu antibiyotikler bulunuyor. Bu
ilaçlar da güvenliye yakın şekilde kullanılabilir. Elbette hekim
kontrolünde. C kategorisinde ise biraz daha risk taşımaya başlayan,
hayvan deneylerinde risk gözlenen ilaçlar yer alıyor. Prof. Dr. Kerim
Güler'e göre bu ilaçların yaşamsal kâr-zarar hesabı yapılarak
kullanılması gerek. "Annenin hayatı ciddi tehlike arz ediyorsa, o anki
hastalığı tedavi edilmediği taktirde zarar görecekse kullanılabilir
ancak" diyor. D grubunda da yine risk yapacağı kanıtlanan bazı ilaçlar
var.
Ve X grubuYani gebelikte asla kullanılmaması gereken ilaçlar. Veya
kullanıldığı dönemde asla gebe kalınmaması gereken. Genellikle immün
spesif denen bazı romatizmal hastalıklarda, kanser hastalıklarında veya
immün sistemi baskılayan, kronik hastalıklara maruz kalan hastaların bu
ilaçları kullanırken farkında olmadan gebe kalması durumunda, özellikle
gebeliğin ilk 70 gününde (organların gelişme dönemi) kullandıysa
mutlaka gebeliğin sona erdirilmesi gerekiyor.
Kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlar
Diyelim ki kronik bir hastalığınız var, rutin ilaç kullanıyorsunuz ve
gebe kalmak istiyorsunuz. Gebe kalmak için hekiminizin onay vermesi
gerekiyor. Zira hekim kontrolünde, hastalığın en hafif seyrettiği
dönemde ilaçların kesilip öyle gebe kalınması gerek.
Ya gebeliğiniz planlı değilse? Kronik hastalığınız için ilaç
kullanırken farkına varmadan gebe kalırsanız? Prof. Dr. Kerim Güler,
farkına varmadan gebe kalma oranının Türkiye'de çok fazla olduğunu ve
ciddi risk taşıdığını söylüyor: "Hasta bu ilaçları almaya devam
ediyorsa fetus açısından büyük zararları var. Bir de bazı grup
gebelikler var ki, annenin bir hastalığı var, hamile kaldığı anda
hastalık ilerliyor. Bu da büyük sorun. Hekimler tarafından uyarılıyor
ama bu tür gebeleri de çok sık görüyoruz."
Her türlü hastalık gebeliğe eşlik edebilir, gebelikten önce veya ilk
defa gebelikte de ortaya çıkabilir. Op. Dr. Çetin Çam, jinekoloğun
mutlaka, hastalığın uzmanı hekimle işbirliği içinde gebeyi ortak takip
etmesi gerektiğini söylüyor. "Uzmanın, gebeliğin hastalığın seyrini ne
derecede etkileyebileceğinde tecrübe sahibi olması gerekir. İşbirliği
içinde yapılan bir takipte gebelik sonuçları oldukça yüz güldürücü
oluyor."
Gebelikte en önemli hastalık grubunu guatr sorunları oluşturuyor.
Mesela hipotiroidi. Tiroit bezinin az çalışması durumunda hamile
kalındığında çocuk tiroit hormonlarından yoksun doğuyor. Bu da gelişme
geriliği, zekâ faaliyetlerinde düşüklük anlamına geliyor. "Hipotiroidi
hastaları hamile kalamaz mı peki?" sorumuza "Hekim tarafından ilacın
dozu artırılarak hamile kalınmasına izin verilebilir" yanıtını
alıyoruz.
Bir de gizli hipotiroidi hastaları var. Hastalığını bilmeden hamile
kalanlar yani. Prof. Dr. Kerim Güler, bunların da sayısının çok
olduğunu belirtiyor. "Annenin hormonları az, plasenta yoluyla çocuğa
geçen hormonlar da Doğuştan guatrı az çalışan çocuğun başı büyük olur,
zekâ fonksiyonları ilerleyen zamanlarda düşebilir." Tiroit bezinin az
çalışması gibi çok çalışması da (hipertiroidi) sorun gebelikte. Tiroit
bezinin yavaşlatılmasını sağlayacak ilaçların belirli dönemlerde hekim
tarafından uygun şartlarda kullanılması, anneyi normal düzeye çekerek
çocuğun sağlıklı doğmasını sağlıyor.
Gebelikteki diğer risk faktörü ise diyabet. Anne hamile kaldığı zaman
plasentadan salgılanan bazı hormonlar insüline, yani kan şekerini
düşüren hormona karşıt yönde etki gösteriyor. Bu nedenle diyabeti
yokken hamilelik döneminde diyabeti çıkan hastalar olabiliyor.
Diyabetli bir hastanın hamile kalmasında ise tedavide insülin
ihtiyacını arttıran bazı tablolar ortaya çıkabilir ve hastalık
ilerleyebilir. Bunun farkına tedavide varılması, annenin insülin
dozunun ayarlanması gerek. Anne normal kan şekeriyle doğuma giderse
herhangi bir sorun yaşanmayacağını söylüyor uzmanlar.
Böbrek hastalarının hamile kalması durumunda veya hamilelik döneminde
ortaya çıkan böbrek hastalığı da çok önemli. Böbrek fonksiyonları çok
bozuk hastaların zaten hamile kalamayacağını söyleyen Prof. Dr. Kerim
Güler, kalsa bile çocuğun gelişemeyeceğini belirtiyor.
"Ancak" diyor, "Kreatin değeri dediğimiz böbrek fonksiyonları 3'ün
altında olanlar, hafif derecede böbrek yetmezliği olanlar, hamile
kalabilir. Çok yakından takip edilirse rahatlıkla doğum yapabilir." Ya
takip edilmezse? Yanıt; tansiyon yüksekliği, bacaklarda ödem ve idrarda
protein kaybı bulguları ilerleyerek, annenin erken kasılmalarına ve
çocuğun da strese girmesine yol açarak hem annenin hem çocuğun hayatını
tehlikeye sokuyor. Hastaların bilhassa gebeliğin sonlarına doğru çok
yakından takip edilmeleri gerekiyor. Ayaklarda şişme, tansiyonda
yükselme olduğu anda mutlaka hekimlerine başvurmalılar. Kontrol altına
alınamıyorsa, bebek doğacak kiloya ulaştığı anda gebeliğe son verilmesi
gerektiğini söylüyor Prof. Dr. Kerim Güler. "Gebeliğe son verilmediği
takdirde anne, hipertansiyona bağlı birçok hastalığa maruz kalabilir.
Beynin kanlanması bozulabilir. Ki, mortalitesi (anne ölümü) çok
yüksektir."
Romatoit artrit ve lupus gibi romatolojik hastalıklar da her aşamada
ilaç almayı gerektiriyor. Alınan ilaçların fetusa etkisi kaçınılmaz.
Özellikle hamileliğin 70'inci gününe kadar olan fazda büyük
anomalilere, derin kalbe, böbreklerin olmamasına sebep olabilir. Bu
hastaların, hastalığın hafif seyrettiği dönemde hamile kalmasına
müsaade ediliyor. İlaç alternatifleri çok fazla olduğu için B
kategorisindeki ilaçlara geçilip, klinik bulguları azaltarak normal
doğum yapmasına olanak sağlanabiliyor.
Gebelikte önemli olan bir hastalık da kalp hastalığı. Özellikle kapak
hastalıkları denen veya dışarıdan takılan takma kapağı olan hastalar
için doğum büyük bir yük. Kalp yetmezliği olan kalbin kasılma gücü
yüzde 40'lardayken gebe kalınan durumlarda kalp yetmezliği bulguları
çok ilerlediği için hekimler bu durumda hamileliğe izin vermiyor. Gebe
kalınmışsa da bebeği erken dönemde, anneye zarar gelmeden almak
gerekiyor.
Bu hastalar hamile kaldıklarında, kanı sulandıran, kapaklarda
damarların tıkanmaması için kullanılan ilaçlar, doğacak bebek için risk
teşkil ediyor. Gebeliğe son verilmediği takdirde annenin hastalığı
ilerleyebilir, çocuğun gelişmesi bozulabilir ve çok büyük oranda anne
hayatını kaybedebilir.
Ve karaciğer hastalarıProf. Dr. Kerim Güler'e göre, gebelik karaciğer
için de yük. "Daha önceden karaciğer rahatsızlığı olmayan hasta,
hamilelik sırasında gebelik yağlanması denen ciddi bir tabloyla karşı
karşıya kalabilir. Help sendromu denen karaciğer enzimlerinin yıkılması
ciddi bir tablodur. Karaciğer yetersizliğe girer, enzimleri yükselir,
kanda kanamayı durduran kanama faktörleri düşer ve hasta kanamalarla
kaybedilir. Gebelikte en çok korktuğumuz durumdur. Mutlaka yoğun bakım
şartlarında atlatması gerekir o durumu."
Bütün bu risklerle karşılaşmamak için yapılacak olan açık; hamilelik
öncesinde gereken kontrolleri yaptırmak, hamilelik öncesinde ve
sonrasında doktor takibinde bulunmak.
GEBELERİN ASLA KULLANMAMASI GEREKEN İLAÇLAR
Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için
ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin
sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor.
Gebelikte Asla Kullanılmaması Gereken İlaçlar (etken Maddeleri)
ACE inhibitörleri ve ARB'ler (Hipertansiyon tedavisinde)
- Alkol kullanımı (Fetal alkol sendromu)
- Talidomid
- Radyoaktif iyot (Tiroit fonksiyon testlerinde)
- CT (Bilgisayarlı tomografi) çekilmesi
- Radyasyon (Yüksek doz)
- Diazepam (Anksiyete ilacı) / Gebeliğin geç döneminde kullanılırsa,
bebekte yorgunluk, aşırı tepki, titreme ve artan yeni doğan refleksleri
görülür
Antibiyotikler
Kloramfenikol / Gri bebek sendromu, özel bir enzim eksikliği olan
gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede
kansızlık
Flororkinolonlar / Eklem anormallikleri olasılığı (sadece hayvan deneylerinde izlenmiştir)
Kanamisin, streptomisin / Sağırlığa yol açabilecek kulak anomalileri
Nitrofurantoin / Özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık
Sulfonamidler, trimethoprim, sulfamethoxazole / Gebeliğin geç
dönemlerinde kullanılırlarsa sarılık ve beyin hasarı olasılığı, Özel
bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması
ile önemli derecede kansızlık
Tetrasiklin / Kemik büyümesinin yavaşlaması, dişlerde kalıcı sarı
lekeler, bebeklerde diş çürüklerine yatkınlık, nadiren gebede karaciğer
yetmezliği
Pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlar
Heparin / Uzun süre kullanılırsa, annede kemik erimesi ve pıhtılaşmayı sağlayan kan hücrelerinin azalması
Warfarin / Doğum defektleri, anne ve bebekte kanamaya meyil
Sara ilaçları
Karbamazepin / Doğum defektleri, eğer bebeğe doğumdan sonra hemen K vitamini verilmez ise kanamaya meyil
Fenobarbital-fenitoin / Karbamezapin'e benzer etkiler
Trimethadione / Düşük riskinde artış, yarık damak, kalp, yüz, el ve
karın organlarında yüzde 70'e varan oranda sakatlık olasılığı
Valproate / Yarık damak, kalp, yüz, el ve karın organlarında yüzde 1 oranında sakatlık olasılığı
Antihipertansifler
Anjyiotensin-konverting enzim (ACE) inhibitörleri / Gebeliğin geç
dönemlerinde alınırsa, bebekte böbrek hasarı, bebeğin suyunun azalması,
yüz, eklem ve akciğerlerde sakatlık riski
Beta-blokerler / Bebekte kalp atımının yavaşlaması, kan şekeri düzeyinin düşmesi ve gelişme geriliği olasılığı
Thiazid diüretikler / Bebeğin kanında oksijen, sodyum, potasyum ve pıhtılaşma hücrelerinin azalması, gelişmenin yavaşlaması
Kemoterapi (Kanser) İlaçları
Aktinomisin, vinblastin, vinkristin / Sadece hayvan deneylerinde gözlenen doğumsal sakatlıklar
Busulfan, klorambusil, siklofosfamid, merkaptopurin, methotrexat,
vinblastin / Alt çene kemiğinin gelişmemesi, yarık damak, kafa
kemiklerinin gelişmemesi, omurga sakatlıkları, kulak defektleri, ayak
anomalileri, büyümenin yavaşlaması
Ruh hâlini stabilize eden ilaçlar
Lithium / Kalp anomalileri, kas gücünün düşmesi, beslenme bozukluğu, tiroit bezinin daha az çalışması, su zehirlenmesi
Steroid olmayan antienflamatuarlar
Aspirin / Yüksek dozlarda alınırlarsa, doğumun başlangıcının
gecikmesi, bebeğin dolaşım sisteminde bozukluklar, sarılık, nadiren
beyin hasarı, anne ve bebekte doğum sonrasında kanama riski
Naproxen / Gebeliğin geç dönemlerinde alınırlarsa bebeğin suyunun azalması
Ağızdan kullanılan şeker hastalığı ilaçları
Klorpropamid, tolbutamid / Yeni doğanda şekerin düşmesi, gebenin
şeker düzeyini kontrolünün güçleşmesi ve Tip 2 şeker hastalığı olan
kadınlarda gebeliğin erken döneminde kullanılırsa doğumsal
sakatlıkların artma riski
Cinsel hormonlar
Danazol / Gebeliğin erken döneminde alınırsa dişi bebekte cerrahi düzeltmeyi gerektirebilecek kadar erkekleşme
Dietilstilbestrol / Bebekte rahim anormallikleri, âdet düzeni
sorunları, kız çocuklarda vajina kanseri riski artışı ve erkek
bebeklerde penis
Sentetik progestinler (doğum kontrol haplarında kullanılan düşük dozlar hariç ) / Danazole benzer etkiler
Cilt ilaçları
Etretinat / Bebekte kalp anomalileri, küçük kulaklar, kafada su toplanması
Isotretinoin / Etretinata benzer etkiler, Zekâ geriliği, düşük riskinde artış
Tiroit ilaçları
Methimazole / Bebekte az çalışan veya büyümüş tiroit bezi, kafa kemiği anomalileri
Propiltiyourasil / Bebekte az çalışan veya büyümüş tiroit
Radyoaktif iyot / Bebekte tiroit bezi hasarı, ilk üç ayın sonuna
doğru kullanılırsa, bebekte aşırı çalışan tiroit bezi ve bezde büyüme
Triioyodotironin / Bebekte aşırı çalışan tiroit bezi ve bezde büyüme
Canlı virüs aşıları
Kızamıkçık ve suçiçeği aşıları / Bebeğin aynı enfeksiyona maruz kalabilmesi
Bugün
Get your own Chat Box! Go Large!
