| | Üretsiz Blog oluştur

Sağlıklı Evlilik, bayan Güzellik,Saç,Cilt Bakımı,diyet,egzersiz,kolay kilo vermek

Evlilik Seçimi ,Gelin,damat,Damatlık,Davetiye,Abiye Modelleri resimleri Nişan Alyans Düğün Kıyafetleri,Güzellik,Saç,Cilt Bakımı,El ve Tırnak,Estetik,Kadın,Kozmetik,lazer epilasyon,mezoterapi,peeling,akne,botoks,sonbahar yaz kış ilkbahar Moda makyaj kadın ,Yağ Ve Bal İle Saç Bakımı,Güzellik,yüz gerdirme,güzellik ürünleri,solaryum,agda,oht,lazer,nemlendirici,yararlı bitkiler,


Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Sürat yapan, seri konuşan ve hızlı yiyen erken boşalır!

Sürat yapan, seri konuşan ve hızlı yiyen erken boşalır!

Erkeklerin cinsel hayatlarındaki en büyük kabuslarından birisi olan erken boşalmanın neden ve etkenleri konusunda bir açıklama yapan CİSED ilginç bilgiler veriyor. Erken boşalan erkekler hayatın her alanında da çok hızlıymış...

Erkeklerin cinsel hayatlarındaki en büyük kabuslarından biri hiç kuşkusuz ki erken boşalmadır. Hemen her erkek hayatının bir döneminde erken boşalma sorunu yaşayabilir. Boşalma kontrol edilebilen bir reflekstir ve erken boşalmanın %100 tedavisi vardır.

Peki erkekler neden erken boşalır? Erken boşalma genetik midir, yoksa öğrenilmiş bir refleks midir? Erken boşalmada psikolojinin rolü nedir? Cinsellik, aile ve evlilik  konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı camaçlayan  Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), erkeklerin korkulu rüyası erken boşalma hakkında  çok çarpıcı bir basın açıklaması daha yaptı.

"Erken" değil "denetimsiz" boşalma

Erken boşalmanın erkeklerin en sık yaşadığı cinsel sorunlardan biri olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ''Erken boşalma, erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli kontrolünün olmaması durumudur.  Erkekler bize en çok erken boşalma şikayeti ile başvurmaktadırlar.

Erken boşalma genellikle halk arasında partnerini tatmin edemeden boşalma, penis vajinaya girmeden, değer değmez ya da penis vajinaya girdikten birkaç dakika sonra boşalma olarak tanımlanmaktadır.

Bu tanımlar kısmen doğru olmakla birlikte aslında erken boşalma yerine denetimsiz boşalma ifadesini kullanmak daha uygun olacaktır. Yani önemli olan erkeğin ne kadar sürede boşaldığı değil,  boşalma refleksi üzerinde istemli kontrolü olup olmadığıdır'' dedi.

Erken boşalmanın çok eski devirlerden beri var olduğunu söyleyen Dr. Keçe, şunları söyledi:

''Erken boşalma bize göre kazanılmış bir reflekstir. Çok eski devirlerde ilkel çağlarda yaşayan insanlar doğada yaşamlarını sürdürmek ve canlarını korumak zorundaydılar. Seks yaparken de bir yandan da her an vahşi bir hayvanın saldırabileceği korkusunu yaşamaktaydılar. Bu nedenle de  erkek bir an önce işlerini bitirmeyi yani boşalmayı amaçlıyordu. Seksten keyif almak için huzurlu bir ortam gereklidir. Eğer huzur yoksa ve tehlike varsa vücutta adrenalin salgılanır ve kişi bir an önce bulunduğu ortamdan kaçmak ister. Yani erken boşalma da insanın kendini korumak için geliştirdiği bir savunmadan oluşmuş ve nesilden nesile aktarılmış bir davranış örüntüsüdür. Yani erken boşalma ilkel bir savunmadır.''

Erken boşalmada suçlu olan "penis" değildir

Seksin kişinin en saf ve savunmasız hali olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; ''Sevişirken insan en saf, en savunmasız halindedir, tehlikelere karşı açıktır. Bu, hem dışarıdan gelebilecek fiziksel tehlikeler olabileceği gibi, hem de başka bir insanla özel bir anı paylaşma ve ona karşı korunmasız durumda olmanın yaratabileceği tehlikedir. Yani erkek bazen bu yakınlıktan korkabilir ve yakınlığa karşı bir koruma kalkanı olarak da erken boşalma ortaya çıkabilir.'' dedi.

Erken boşalmanın birçok farklı nedene bağlı olarak oluşabildiğini söyleyen Psk. Bacanak; ''Cinsel sorunla karşılaşmak ve bunu kabul etmek erkek için kolay değildir. Çünkü erkekler cinsel performansı erkekliğin göstergesi olarak görürler. Erken boşalan erkekler bu durum karşısında partnerlerinden utanırlar ve  özür dilerler. Bu çok yanlış ve yapılmaması gereken bir davranıştır. Ayrıca, bütün suçu penislerinde görürler ve penisi kontrol edemedikleri için kızarlar. Oya ki erken boşalmada suçlu olan penis değildir, olusuz düşüncelere ve bilişsel çarpıtmalara sahip olan beyindir.''  dedi.

Erken boşalmanın erkeğin hayata karşı duruşu ve hayatı algılayış biçiminin bir sonucu olarak da yaşanabileceğine dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; “ Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri vardır. Bunlar;

-Hızlı yemek yerler,
-Hızlı araba kullanırlar,
-Hızlı konuşurlar,
-Her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar,
-Çabuk sinirlenirler, stresli ve gergindirler,
-Kontrolsüz davranışları vardır,
-Ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar,
-Kaygılı ruh halleri vardır,
-Çocukluklarında babalarıyla sorunları vardır,
-Çocukluklarında yataklarını ıslatmışlardır,
-Genellikle eğitim düzeyleri yüksektir,

-A tipi kişilik yapısına sahiptirler. Yani rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan, daima telaşlı, vb. özellikleri vardır. Eğer erkek bu özelliklerini kontrol edemezse yatakta boşalmasını kontrol etmesi de çok zordur. Çünkü erken boşalma erkeğin hayata karşı bir duruşu, varoluş şekli de olabilir.'' dedi. 

Cinsel konularda doğru bilinçlenderme ve tedavi için vatandaşların sorunlarını dinleyen CİSED'in iletişim bilgileri şöyle:

CİNSEL SAĞLIK ENSTİTÜSÜ DERNEĞİ - CİSED

Genel Merkez - ANKARA
Telefon: 0.312.212 66 26 ve 0.312.346 24 24  GSM: 0.542.519 47 64
Web Site ve E-Posta: http://www.cised.org.tr- cised@cised-tr.org

İstanbul Şubesi -
Telefon: 0.212. 234 00 00 Web: www.cisedistanbul.org

İzmir Şubesi
Telefon: 0.232.464 39 34 - 44 Web: www.cisedizmir.org

Diyarbakır Şubesi
Telefon: 0.412.228 27 08 Web: www.ciseddiyarbakir.org

Bursa Şubesi
Telefon: 0.224.45147 66 Web: www.cisedbursa.org

Mersin Şubesi
Telefon: 0.324.327 37 67 Web: www.cisedmersin.org

Adana Şubesi
Telefon: 0.322.457 40 20 Web: www.cisedadana.org

Kocaeli Şubesi
Telefon : 0262 321 48 46 & 0533 6241821 Web: www.cisedizmit.org

Mehmet Öz’den 50 zayıflama önerisi


1- Öğün atlamak, vücudu yağ depolamaya yönelik kazın-ma moduna geçirir. Böylelikle kalori yakımı zorlaşır.
2- Sağlıklı seks, yediğiniz yemeği kontrol altına almanıza yardımcı olur. Üstelik harika bir egzersizdir.
3- Düzenli ve kaliteli uyuyun. Uyku eksikliği vücutta açlığı düzenleyen hormon seviyesini oynatacak ve iştahınızın artmasına sebep olacaktır.
4- Bir adımölçerle günde kaç adım attığınızı hesaplayın. Eğer günde 10 bin adım atmıyorsanız yeterince hareket etmiyorsunuz.
5- Hareket etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayın. Araştırmalar kıpır kıpır insanların daha zayıf olduğunu gösteriyor.
6- Başlamakta zorluk mu çekiyorsunuz? İlk adım olarak kendinize bir yemek yeme not defteri ya da yürüyüş ayakkabısı alın. Bu tarz davranışlar, amaca ulaşma başarısını üç kat artırır.
7-Yemeğinizin ortasında durun, 30 saniye bekleyin. O anda ne kadar aç olduğunuzu gözden geçirin. Sonra yemeğinize geri dönün.
8-Kendinize kilo kaybetme hedefi koymayın. Amacı-nız belirli bir kıyafet bedeni ya da bel ölçüsü olsun.
9-Çok yemeye başladıysanız bir önceki hafta açtığınız tüm boş gıda paketlerini bir kavanoza doldurun. Neler yediğinizin kanıtlarını görmek, sağlıksız alışkanlığınızı fark etmenize yardımcı olur.
10-Sandviçinizdeki mayonezi hardalla değiştirip 85 kalori tasarruf edin. ÖNERİLERİN DEVAMI ‹ S/9

11. Yemek planlamayı otomatikleştirin. Ne yiyeceğinizi vakitlice planlarsanız, son dakikada yapacağınız sağlıksız yemek seçimi riskini, en aza indirebilirsiniz.
12. Yulaf dosttur! Sabah bir fincan yulaf ezmesi yemek, öğleden sonra alelacele oburluk yapmanızı engelleyecektir.
13. Zeytin, somon ve ceviz gibi sağlıklı yağlar içeren yiyecekler, tatmin olmanıza yardım edecektir.
14. Fındık bir mucizedir. Bir avuç fındıkla kendinizi tok hissedersiniz. Farklı bir doku için, fındığı suda bekleterek yemeyi de deneyebilirsiniz.
15. Stres, midenizin kazınmasına ve yüksek kalori alacağınız yiyeceklere yönlenmenize sebep olur. 
16. Kızarmış besinlere alışık olabilirsiniz. Ama ızgara, buğulama, haşlama, fırınlama ve buharda pişirme gibi birçok sağlıklı yemek pişirme şekilleri de mevcut.
17. Market alışverişinizi kısıtlı bir zamanda yapın. Listeniz hazır olsun, böylece işlenmiş gıdalar bölümüne sapma olasılığınız az olacaktır.
18. Susuzluğu açlıkla karıştırmayın. Açlık hissettiğinizde bir bardak su için ve gerçekten ne istediğinizi anlayın.
19. Dışarıda yemek eğlenceli olabilir, garsona ekmeği, karışık atıştırmalıkları, cips ve sosları getirmemesini söyleyin. 
20. Salatınızı tabakta yemekten sıkıldınız mı? Tam buğdaydan bir pideye limonlu salatanızı sararak dürüm yapıp yiyin.
21. Fındık, meyve ya da dilimlenmiş sebze gibi sağlıklı yiyeceklerden oluşan acil durum paketleri hazırlayın. 
22. Günün erken saatlerinde yediğiniz kırmızı pul biber sizi tok tutacak ve günün kalan saatlerinde yiyeceğiniz miktarı azaltacaktır.
23. Yemek yerken sohbet etmeye özen gösterin, böylelikle tüm yemeği aceleyle mideye indirmeden evvel, doyduğunuzun farkına varabilirsiniz.
24. Öğle ve akşam yemeklerinden önce, canlı bir yürüyüş yapın; hareket edin. Hem biraz egzersiz yapmış olursunuz, hem de hareket ettikten sonra sağlıksız bir yemek seçimi yapma olasılığınız daha düşük olur.
25. Somonun faydalarını öğrenin. 
26. Öğünlerinizde 22 santimetrelik tabaklar kullanın. Aslında çocuk yemek tabakları, bir yetişkini doyurabilecek ebatlardadır.
27. Hiçbir zaman atıştırmalık gıdaları, kendi kutusunun, paketinin veya poşetinin içinden yemeyin. 
28. Yeşil çay ya da Şili biberiyle metabolizmanızı hızlandırın.
29. Kas, yağın en az dört katı kadar kalori yakar. Temel kaslara (bacak, karın ve üst vücut) odaklanarak bir güç egzersizi programına başlayın ve bunu haftada iki gün, yirmişer dakika yapın. 
30. Kafeinsiz sade kahve, düşük kalorili harika bir içecektir. Kremasız, şekersiz, siyah koyu bir kahve, açlığınızı bastırma etkisinin yanı sıra; aynı zamanda ciddi bir antioksidandır da.
31. Doğal meyve suyu miksleri ve düşük sodyumlu çorbalar gibi doğal su bazlı yiyecekler tok tutar.
32. Doğal elma sosu, muz ve kavun gibi meyveler için harika bir dip sostur.
33. Sizi sağlıksız hazır yiyecekleri yemeğe iten duygusal dürtünün sebebini arayın. Bunu bilmeniz, kilo verme hedefinizi kafanızda netleştirir. 
34. Az yağlı değil, az kalorili sosları tercih edin. Ağır yağlı krema ya da hayvansal ürünlerden bir sos yerine, humus gibi sebzelerden yapılmış bir sos kullanın.
35. Kilosunu düzenli kontrol eden ve ilerlemesini bir yere not eden kişiler, kilo kaybetmede daha başarılı olurlar.
36. Muz ve kavun gibi meyvelere bir tutam tarçın ekleyin. 
37. Protein besinlerine tatlı krema yerine, düşük kalorili bir lezzet ekleyin. Mesela salsa sosu ya da turşu.
38. Televizyon karşısında ya da sinema salonunda bir şeyler atıştırmaktan kaçının!
39. Gazlı içecekleri geçin! Bunların yerine sadece su içmeyi artırarak ne kadar kilo kaybedebileceğinizi görünce, şaşırabilirsiniz.
40. Dikkatli olun: Özellikle de “yağsız” ya da “sıfır trans yağ” olarak etiketlenmiş ürünleri alırken. Çünkü yağ yerine çok fazla şeker veya sodyum satın alıyor olabilirsiniz. 
41. Kahvaltıda meyve suyu yerine yağsız süt için. Aşırı kilolu kişiler, kahvaltıda yağsız süt içtikleri zaman, daha az kalorili besleniyorlar.
42. Şekersiz sakızlar, bir nebze bile olsa açlığınızı bastırabilir.
43. İnce pide üzerinde çilek veya armut deneyin.
44. Elinizin altında her zaman sebze bulunsun. Değişik bir lezzet için kırmızıbiber ve zerdeçal ekleyin. Tek yemelik porsiyonları bölerek, buzdolabında saklayın.
45. Soya fasulyesi düşük maliyetli harika bir atıştırmalıktır. Dondurulmuş gıdalar bölümünde arayıp bulun.
46. Çorbalar, hem doyurucu hem de rahatlatıcı yemek seçenekleridir. Az tuzlu sebze çorbası hazırlayın ve küçük porsiyonlar halinde saklayın.
47. Hafta içi zaman ve paradan tasarruf yapın. Yağsız bir protein olan tavuk göğsünü çokça alıp, pazar akşamı pişirin. Tüm hafta iş yerinde yiyebilirsiniz.
48. Mutfaktaki ve yemek odasındaki masayı, sadece yemekleri hazırlamak ve yemek için kullanın. 
49. Eğer hayatınızdaki tek keyif kaynağı yemek yemekse, kendinize başka hobiler ya da uğraşlar bulun. Örneğin spor yapmak, müzik dinlemek, sinema ya da gönüllü aktiviteler. 
50. Her öğünde bir parça yağsız protein tüketmeyi deneyin. Protein, karbonhidrat ve yağlardan daha fazla sizi başarıya götürecektir.

Cinsel gücü artıran 10 yiyecek

Cinsel gücü artıran 10 yiyecek

cinsel-gucu-artiran-10-yiyecek

Cinsellik denince öncelikle akıllara kadın ve erkek arasında gerçekleşen tensel birleşim gelir. Bu bilgi doğru olmakla birlik eksiktir aynı zamanda.

Bunun dışında cinsellik, insan yaşamındaki haz verici gereksinimlerden biridir. Bu gereksinim aynı zamanda üremeye aracı olduğundan, türlerin devamlılığı için de büyük bir faktördür.

Mutlu bir cinsel yaşamın şartı ise sağlık ve sürekliliktir. Cinsel ilişkide sağlık ve süreklilik, cinsel güçle doğru orantılıdır. Dolayısıyla mutlu bir cinsel yaşamın en önemli faktörü cinsel güçtür. Günümüzde her ne kadar cinsel gücü artırmak adına sayısız suni ürünler bulunsa da, her zaman en güvenilir ürünler, doğal yiyeceklerdir. Doğanın insanlara verdiği bu yiyecekler geçmişte olduğu kadar bugün de mutlu bir cinsel yaşamın en önemli ilacıdır..

İşte cinsel gücü artıran 10 yiyecek…

BAL:
İçinde bulundurduğu boron minarelleriyle kadınlarda östrojen hormonunu dengeler. Buna ek olarak boron minarelinin erkeklerdeki testosteron hormonunuda dengelediği ve hem erkek hem de kadında cinsel içgüdüyü artırdığı kanıtlandı. Ayrıyeten, içerdiği vitamin B de testosteron hormonuna iyi geliyor.

İSTİRİDYE:
İçerdiği çinko ile sperm ve cinsel dürtüyü artıran istiridyenin afrodiziyak etkisi de oldukça fazla.

SARIMSAK: Kokusu ağır olmasına rağmen vücuttaki kan akışını hızlandıran sarımsak özellikle erkekler için çok iyi. Yemeklere biraz sarımsak katmanın bile yararı oldukça büyük.

İNCİR: En eski meyvelerden olan inciri, tarihte çoğu uygarlık kadın cinsel organına benzetirdi. İncildede adı geçen bu meyvenin yapraklarıyla Adem ve Havva mahrem yerlerini örtmüştüler. Kleopatra'nın en sevdiği meyve olan inciri eski Yunanlılar da aşkın ve bereketin sembolü olarak kabul ediyorlardı.

ÇİKOLATA: Saf kakao doğada bulunan en etkileyici afrodizyakların başında geliyor. Beyinde "Aşk kimyası" olarak bilinen PEA enzimi bakımından zengin olan çikolata, heyecan, cazibe ve mutluluğu artırıyor.

FESLEĞEN: Kokusuyla afrodiziyak etkisi yapan fesleğenin vücuda birçok yararları var. Makarna sosunuza fesleğenli bir sos yaptığınız takdirde kalbinizin ritmi hızlanacak!

MUZ: Şekli cinsellikle bağdaştırılan muz, gerçek bir potasyum, magnezium ve vitamin B kaynağı. Bunun yanında, erkeklerin cinsel içgüdüsünü artıran minarellere ve enzimlerede sahip.

AVOKADO: Cinsellikle ilişkilendirmek için avokadonun sadece şekline bakmak yeterli. Eski Aztek uygarlığı avokadoya ağaçta çift halinde asılı durduğu için "testis ağacı" diyorlardı. Folik asit, vitamin B6 ve potasyum açısından zengin olan avokado bunun yanında bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor.

BADEM: Eski zamanlardan beri doğurganlılıkla bağdaştırılan badem, ayrıca kokusuylada kadınlarda tutkuyu tetikliyor. Araştırmacılara göre ise, vitamin E, magnezyum ve liflerin bulunduğu bademi kadın erkek herkes tüketmeli.

KUŞKONMAZ: 17 yüzyıl İngiliz bitki bilimcisi Nicholas Culpepper'ın keşfettiği gibi, kuşkonmaz erkekte ve kadında tutkuyu ve cinsel isteği artıran özelliklere sahip. İçinde bolca bulunan potasyum, lif, vitamin B6, vitamin A, ve C ve folik asit bulunuyor.

İşte zayıflamanın sigortası olan bitki


İşte zayıflamanın sigortası olan bitki

İbrahim Saraçoğlu'ndan zayıflama hayali ile yanıp tutuşanlara ve zayıflamaktan umudunu kesenlere moral verecek "mucize gibi" bir formül açıkladı. Bu bitki tüm diyetleri kurtarıyor:

Bitkisel Kürler Rehberi, Tıbbi Bitkiler Rehberi, Bitkisel Sağlık Rehberi, Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi kitaplarına da imza atan ünlü bilim adamı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, zayıflamanın anahtarının dereotu olduğunu açıkladı.

Son olarak çıktığı Ülke TV'de hormonlu bitkilerin insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini anlatan ve insanın genetik yapısını değiştiren hormonlu tohumlar yüzünden yakında normal tohum kalmayacağı tehlikesine dikkat çekerek Tarım ve sağlık Bakanlıklarını göreve çağıran Saraçoğlu'nun Vatan gazetesinde yayınlanan ve kilo vermek isteyenlere büyük moral aşılayacak  ilginç formülü şöyle:  

Saraçoğlu, "Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz.  Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusana fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir." diyor.


(Haber 7)

Cinsel güce, güç katan sebze tüketmeliyiz

Cinsel güce, güç katan sebze
Kadınların kabusu haline gelen meme kanserine karşı koruyor..
 
 

Fosfat, potasyum, demir, E vitamini, protein, A, C, B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, içerir. Kadınları göğüs kanserine karşı koruyan indol-3 karbonal bulunan karnabahar B vitamini içeriği ile sinirleri güçlendirir, beyin fonksiyonlarını destekleyip cinsel performansı ve isteği artırdığı biliniyor. Kabızlığın önüne geçen karnabahar tüm bunlarla birlikte kolesterol düşürücü etkiye de sahiptir.

VAZGEÇMEYİN: Karnabaharı buharda pişirerek salatalarınıza ilave edebilirsiniz. Karnabahar püresi, yoğurtlu karnabahar haşlama ile farklı lezzetler yaratarak bir yandan kilo kontrolüne de yardımcı olabilirsiniz.

SEVDİĞİNİZ RENK CİNSEL HAYATINIZIN ANAHTARI

Anahtar ise bu eşyalar için seçtiğiniz renklerdir. Etrafınıza baktığınızda özellikle giyiminizde ve ev dekorasyonunuzda belli renklere yoğunlaştığınızı göreceksiniz. En fazla görünen renk sizin baskın renginizdir; cinsel sizi yansıtan renktir. 1975 Ev İç Tasarım Forumu'nda bir psikolog renkler ve cinsel kalıplar arasındaki bağı aşağıdaki şekilde açıklamış. Peki buna göre siz hangi renktensiniz?

KIRMIZI: Kırmızı herkesin bildiği gibi tutkunun rengidir. Bu rengi seven kişiler ise çok şehvetlidir. Kırmızıyı seven insanları çuvaldaki kaplana benzetmek yanlış olmaz. Kolayca tahrik olur, hayal edilebilecek her yolda cinselliğin tadını çıkarırlar. Cinsel kıvılcım bir kez çaktığında onu söndürmek saatler alır. Kırmızıyı sevenler kavgacı olur ve daha zayıf renkler onlardan kaçınır. Aşk yaşamlarında fantezilerin yeri büyüktür.


SARI: Favori rengi sarı olan kişilerin cinsel eğilimleri bir hayli karmaşıktır. Çoğunlukla sarı seven kişiler daha güçlü olan partnerlerinin isteklerine pasif davranışlarla uyum gösteirler. Asla cinselliğin tadını tamamen çıkaramazlar ancak hoşlarına giden kimseyi de geri çevirmezler. Bu anlamda sarı cinsel tutkudan uzak bir renktir. Onlar için ilk adımı karşı taraf atmalıdır. Bu yüzden karşı taraf bir hamle yapana kadar yalnızca beklerler.


PEMBE: Pembeyi seven insanlar cinsel konularda gelişmeye gönülsüz olurlar. Bu kadınlar partnerlerine çoğu kez eziyet eder, vereceklerinden fazlası için söz verirler. Bazı durumlarda dişilikleriyle gösteriş yaparlar çünkü gizliden gizliye erkeklerden nefret ederler. Pembeyi seven erkeklere gelince... Bu tip erkekler kadınların peşinden koşar ve kur yaparlar. Hatta aynı gecede üç ayrı randevu verebilen fakat hiçbirisiyle buluşmayıp barın birinde yeni biriyle tanışabilen kişilerdir. Kocası pembe seven kadınlar ihtiyatı elden bırakmamalıdır.


MOR: Bu rengi sevenler aşkta da, iş yaşamında da kolay elde edilmezler. Bu rengi seven kişilerin etrafındakiler, onlara fazlaca bilgiç bulabilir. Mor rengi seven kadınların kişilikleri son derece güçlüdür. Onlar karşılarındakine gerçekten inanırsa ilişkiye girer ve oyunu kurallarına göre oynarlar. Erkekler ise aşk ilişkilerine iş ilişkisi tadında yaklaşırlar. Her iki cinsiyette de moru sevenler karşılarındakinin hoşnutluğundan çok kendilerininkini düşünürler.


SİYAH: Siyah renk gücü ve tutkuyu temsil eder. Cinsellik konusunda sekste tıpkı kırmızı gibi şehvetlidirler. Genellikle doğalarında sadizim ya da mazohizm vardır. Bu sebeple seks sırasında da hiçbir sınır tanımadan sevişirler. Biraz içe kapanık gibi görünseler de aslında sevişme anında diğer renklerden daha cesurdurlar. Fakat onlar saman altından su yürütenler gibi şehvetlerini yalnızca yatak odalarında partnerlerini şaşırtmak için gösterirler.


YEŞİL: Doğanın rengi olan yeşil güven veren bir renktir. Bu yüzden partneriniz yeşili seviyorsa doğru kişiyle birliktesiniz demektir. Bu rengi sevenler cinsel yaklaşımlarında masum ve tazedir. Yeşili seven kadınlar partnerlerine her zaman sadıktırlar. Tutkuları olsa bile bunu partnerlerine çok fazla göstermezler. Yeşili seven erkekler anlaşılmaz tavırlarıyla karşılarındakini etkilemeyi iyi bilirler. Kısacası partneriniz yeşili seviyorsa asla ihanetten şüphelenmemelisiniz.


TURUNCU: Turuncu rengi sevenlerin cinsel fantezilere eğilimi vardır. Cinsel etkinliği kendilerinin başrolü oynadığı tek sahnelik bir oyun olarak görürler. Önsevişme cinsel birleşme kadar önemlidir. Tatlı şeyler, anlamsız diyaloglar fısıldarlar. Turuncu insanlar orgazm olamasalar bile çok iyi rol yaparlar. Seks sırasında şehvetten dolayı p0artnerlerine biraz zarar verebilirler. Turuncu erkekleri eşlerinin saçını çekmeye, kadınları da eşlerinin sırtında çizikler bırakmaya eğilimlidirler.


KAHVERENGİ: Bu rengi seviyorsanız, eşiniz için bir hazinesiniz demektir. Kahverengi sevenler sıcak ve eşinin isteklerine karşı duyarlıdır. Bunun yanı sıra da kadın ya da erkek her iki cins de son derece romantiktir. Cinsellik onlar için 24 saatlik birşeydir. Ateşin kenarında sarılıp uyumak, yağmurda yürümek kahverengi sevenler için tahrik edicidir. Ancak şiirsel duyguları öyle bir yapıya sahiptir ki bir tek kötü söz herşeyi mahvedebilir.


GRİ: Bu renk kararsız kişiler tarafından sevilir. Hiçbir konuda heyecanlanmadıkları gibi renk konusunda da son derece heyecansızdırlar. O yüzden de yorumsuz gölge rengini seçerler. Gri tercih eden erkekler cinselliği sakinleşme aracı olarak görürler. Ne fazlası ne de azı. Kadınlar sevişmez, cinsel ilişkiye girerler. Sadece iki sebepten biri için: Eşlerini memnun etmek ya da hamile kalmak. Sevişme bitene kadar duvar kağıtlarındaki desenleri sayarlar.


MAVİ: Mavi sevenler harika cinsel partnerlerdir. Sevgi doludurlar, eşlerinin ihtiyaçlarına duyarlıdırlar. Sevişmeyi bir sanat olarak görür ve ilişkilerine zarifçe yaklaşırlar. Mavi seven erkekler piyanistlere benzerler, piyano çalarmış gibi zarifçe sevişirler. Mavi kadınları cinselliklerinin tadını sonuna dek çıkartırlar. Hem kadınlar hem de erkekler önsevişmeden ve ardından gelen birleşmeden hoşlanır. Evlilikte mavi kişi mükemmel bir eştir, dışarıda gözü yoktur.


BEYAZ: Beyaza tutulmuş insanlar için sevdikleriyle birlikte yatmak sevişmekten daha fazla tercih edilir. Cinsellikten pek fazla hoşlanmazlar. Bu insanların doğasında biraz tutuculuk vardır. Onlar için, Fransız öpücüğü müstehcen bir şeydir ve gün ışığında sevişmek duyulmamış bir olaydır. Beyazı seven kadınlar gizlilik içerisinde soyunur. Erkekler cinsel ilişkiden önce ve sonra mutlaka yıkanır.

Giydiğiniz kıyafetler, evinizdeki eşyalar ve kullandığınız araba cinsel kişiliğiniz hakkında ipuçları verir. ...

YENİ MODEL BAYAN KAZAK MODASI


























 bkey="hercai58.cdea04cef1e3c70aae56a905e2bcd823";

İşte kadınların yeni modası

İşte kadınların yeni modası

İşte kadınların yeni modası
1.5 saatte takılıyor, 90 gün kalıcılığını koruyor ve hiç ağırlık yapmıyor.

Yaz mevsiminde kadınların tercihi olan kalıcı makyaja şimdi bir de ipek kirpik uygulaması eklendi. 1.5 saatte takılıyor, 90 gün kalıcılığını koruyor ve hiç ağırlık yapmıyor. Üstelik son derece doğal görünüyor!..

Bugünlerde birçok kadın, kendini yaklaşan yaz mevsimine hazırlıyor. Kimileri kış ayları boyunca alınan fazla kilolardan kurtulamaya çalışırken, kimileri ise önceliği yüz, el ve ayaklarının bakımına veriyor. Sağlıklı zayıflama konusundaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Murat Topoğlu'nun Şişli'deki kliniği, yaz sıcaklarında makyaj yapmadan güzel görünmek isteyen kadınları, bitkisel kalıcı makyajın sihirli dünyasına davet ediyor. Klinikte çalışan estetisyen Alis Lafazan, kaş ve göz kontüründeki son yeniliklerini anlattı.

* Kaş, göz ve dudak kontürleri yıllardır uygulanıyor. Ancak bazen yapılan işler fazla yapaya kaçıyor. Biz burada kalıcı makyaj yaparken, tamamen doğallıktan yana bir tutum sergiliyoruz ve yüzde 100 bitkisel malzemeler kullanıyoruz. Bu işte başlıca kural; kullanılan boyanın kaliteli olması ve işlemlerin hijyenik koşullarda yapılmasıdır. Kadınlar en büyük ilgiyi kaş ve dudak kontürüne gösteriyorlar.

* Kaş yüzün haritasıdır. İnsanın gözlerinden bile daha önemlidir çünkü göze anlam, bakışa ise ifade katar. Biz düşük, zayıf, yanlış alınmış ve küsmüş kaşları kaldırıyoruz. Kemoterapi ya da kortizon tedavisi sonucunda dökülen kaşları toparlıyoruz. Ancak bunu, genelde yapılanın aksine kaşa boya görünümü katarak yapmıyoruz. Yüzde yüz doğal kökboyası kullanıyoruz. Böylece kaş, boyanmış ya da üzerinde dövme yapılmış gibi durmuyor.

DOLGUN DUDAK İSTEYEN ÇOK
* Günümüzde herkes dolgun dudaklara sahip olmanın hayalini kuruyor. Dolgun dudaklara kavuşmanın en sağlıklı yolu kalıcı makyaj yaptırmak. Bu uygulamayı sadece 18 yaşından büyüklere yapıyoruz. Dudak anesteziyle uyuşturulduktan sonra, bir iğneyle dudak çevresine kontür atıyorum. İşlem sadece dudağa dolgunluk vermekle kalmıyor, dudaklardaki asimetri sorununu ve kolajen yapıdaki problemleri de ortadan kaldırıyor. Bir zamanlar çıkan uçuklar nedeniyle pigmentleri yok olmuş dudakları güçlendiriyor. Bu işlem de tıpkı kaş kontürü gibi yaklaşık yarım saatte tamamlanıyor ve 3 yıl boyunca kalıcılığını koruyor.

* Kadınlar dudakları için çok koyu renkler istiyor. Özellikle genç kızlar çok abartılı taleplerde bulunuyor. Böyle bir talep geldiğinde, "Yaparım ama dudaklarınız Bülent Ersoy'unki gibi olur" diyorum, onlar da vazgeçiyorlar. Bülent Hanım'ın makyajı gerçekten çok abartılı. Tıpkı Seren Serengil'inki gibi...

ÜNLÜLERİN KAŞLARINI YAPTI
* Ben burada yeni bir dudak yaratmıyorum, o Tanrı'nın işi. Sadece olan dudağın güzelliğini ön plana çıkarıyorum. Amaç kalıcı makyaj yaptırarak birine benzemek değil, kendi yüzünün karakterini bozmadan gerekli değişimleri yapmak olmalı.

* Linet, Semiha Yankı ve Pınar Altınok'un kaşlarını ben yaptım. Birçok spikerle çalışıyorum. Engin Koç, İlhan Keçeli, Atik Berberoğlu ve rahmetli Onno Tunç da müşterimdi. Betül Şahin'in kaşlarını da ben yaptım. Onun makyaj tarzını çok beğenirim ben, çok doğal bir kızdır.

* Bence en doğal güzel Nurgül Yeşilçay. Kendisinin Altın Portakal'daki makyajına bayıldım. Zaten gözleri çok güzel ve o gün sadece gözlerinin parıltısını ön plana çıkarmışlardı. Yüzünde makyaj olduğu anlaşılmıyordu bile. İpek Tuzcuoğlu'nun makyajı da çok doğal. Yonca Evcimik'in doğallığını da severim.

* Burada 'Magic lashes' dediğimiz ipek kirpik uygulamasını da gerçekleştiriyoruz. Normalde takma kirpik, direkt kirpik dibine yapıştırılır ve sadece 15 gün kullanılabilir. Bunu sadece kirpiği olan insana uygulayabiliriz. İpek kirpik ise, kirpiğin ucuna ekiliyor. Bu sayede kirpik dibi hava alabiliyor. Takma işlemi yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Taktıktan sonra en az 90 gün kullanılabiliyor. En büyük avantajı göze hiçbir ağırlık vermemesi. Karşıdan bakıldığında kirpiklerinizin takma olduğu kesinlikle anlaşılmıyor. 3 ay sonra kirpik dökülmese bile, çıkarıp kişini kirpiklerini biraz kendi haline bırakıyoruz. İşlem yenilenebiliyor.

Sabah / Günaydın

2009 yılı en trend saç modelleri


 bkey="hercai58.cdea04cef1e3c70aae56a905e2bcd823";
 

Hamileler bu hapları asla almayın!

Hamileler bu hapları asla almayın!
Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor.

Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor. Hekim tarafından istenmeyen gebelikler, Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi'nin en önemli konu başlıklarındandı. Anne ve bebek açısından risk taşıdığı için hekimler tarafından "istenmeyen gebelik"leri iç hastalıkları ve jinekoloji uzmanlarına sorduk.

Bir Alman ilaç firması, antibiyotik üzerinde yaptığı araştırmalar sonucu 1950'lerde "talidomid" maddesini buldu. Yüksek doz "talidomid"e maruz bırakılan hayvanlar üzerinde yaptığı testlerle ilacın zararsız olduğunu, önemli bir yan etkisinin olmadığını duyurdu.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden de (FDA) onay aldı. Güçlü bir sakinleştirici olarak pazarlanan ilaç, Batı Almanya'daki doktorlar tarafından uykusuzluk ve sabah bulantısı şikâyetiyle gelen gebelere de verilmeye başlandı. Giderek dünya geneline yayılan ilaçlar, pek çok marka adı altında piyasaya sürüldü. İlacı kullanan gebeler; uykuya eğilim, halsizlik, kabızlık, deride kızarıklık, baş ve mide ağrısı, el ve ayakta uyuşma, baş dönmesi, sinirlilik, titreme, kulak çınlaması, depresyon gibi yan etkilerden söz etmeye başladı. Ve bir yıl içinde bu ilacı kullanan anneler, çok sayıda doğumsal anomalili bebek dünyaya getirmeye başladı.

En yaygın olanı normalden kısa, "malforme" diye tanımlanan biçim kusuru, yüzgeç benzeri kol ve bacaklarla kendini gösteren "fakomeli'ydi. Hatta bu anomaliyle dünyaya gelen çocuklara "yüzgeçli bebekler" denmeye başlandı. Diğer doğumsal bozukluklar ise; gelişimini tamamlayamamış parmaklar, sağırlık, körlük, yarık damak ve kalpte, sinirlerde, cinsel organda, böbreklerde, sindirim sisteminde bozukluk şeklinde açığa çıkıyordu.

Bazı anneler sadece bir tablet talidomid almıştı ama özellikle gebeliğin en kritik noktası olan ilk üç ayda alınan tek dozun bile bebek üzerinde çok ciddi yan etkilerinin olabileceği sonra anlaşıldı. Talidomid tüm dünyada piyasadan çekildi. Fakat çok geç alınmış bir karardı bu. Dünya üzerinde 46 ülkede 10 binin üzerinde bebek, ilacın yan etkisiyle sakat doğdu, yaklaşık yarısı erişkin bir birey olamadan yaşama veda etti. Yaşananlar, dünya tıp tarihine "talidomid faciası" olarak geçti.

Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor. Hekim tarafından istenmeyen gebelikler, Antalya'da düzenlenen 10. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi'nin de en önemli konu başlıklarındandı. Biz de konuyu uzmanlarla görüşerek gebeliği risk grubuna sokan ilaçları öğrendik.

X grubu ilaçlar asla kullanılmamalı

Hamilelik döneminde ilaç kullanımı bir hayli yaygın. Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Op. Dr. Çetin Çam, gebelerin yüzde 90'ının hamilelik süresince reçeteli veya reçetesiz ilaç kullandığını söylüyor. "Bir kısmı hekim takibinde gerekli olduğu için, bir kısmı kişinin, özellikle gebe olduğunu bilmediği bir zaman süresince kullandığı ağrı kesici, ateş düşürücü ve benzeri ilaçlar. Bir hekim, gebeliğini tespit ettiği bir kadında her türlü ilaç ve benzeri kullanımını sormak zorunda. Bu tip ilaçlardan çok önemli bir kısmının gebeliği ve/veya bebeği kötü yönde etkilemediği bilinmekle beraber, ciddi tehlikeleri olabileceği de akıldan çıkarılmamalı."

Gebelikte ilaç alımı sorgulanırken ilaç kavramına da açıklık getirilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Çetin Çam, doğal gıdalar dışındaki her türlü madde tüketiminin bu gruba girdiğini belirtiyor: "Bazı doğal gıdaların aşırı tüketiminde istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. İlacı sadece fabrikada üretilen, paketlenen ve eczanelerde satılan bir ürün olarak düşünmemek lazım. Birtakım aşılar bile gebelikte istenmeyen sonuçlara yol açabilir."
Türkiye'de küçük ya da büyük anomalili doğum oranı yüzde 3. Bunun yüzde 70'inin nedeni belli değil ama İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler yüzde 1-2'sinin tek sorumlusunun ilaçlar olduğunu söylüyor.

"İlacın dozu, alınış yolu, metabolizması ve ilaçların annenin gebeliğinin hangi döneminde kullanıldığı, yapacağı zararlar açısından çok önemli. Hekimler tarafından çok iyi bilinmesi, ilacı kullanan gebenin aydınlatılması, gerekirse gebeliğe son verilmesi gerek."

Gebelik sırasında kullanılan ilaçlar, taşıdıkları risklere göre kategorilere ayrılıyor. A kategorisinde vitaminler var mesela. Hem insan hem de havyan deneylerinde zarar vermediği kanıtlandığı için rahatlıkla kullanılabilir.
B kategorisinde, hayvanlar üzerinde risk tespit edilmeyen ama insan üzerinde deneyi olmayan penisilin grubu antibiyotikler bulunuyor. Bu ilaçlar da güvenliye yakın şekilde kullanılabilir. Elbette hekim kontrolünde. C kategorisinde ise biraz daha risk taşımaya başlayan, hayvan deneylerinde risk gözlenen ilaçlar yer alıyor. Prof. Dr. Kerim Güler'e göre bu ilaçların yaşamsal kâr-zarar hesabı yapılarak kullanılması gerek. "Annenin hayatı ciddi tehlike arz ediyorsa, o anki hastalığı tedavi edilmediği taktirde zarar görecekse kullanılabilir ancak" diyor. D grubunda da yine risk yapacağı kanıtlanan bazı ilaçlar var.

Ve X grubuYani gebelikte asla kullanılmaması gereken ilaçlar. Veya kullanıldığı dönemde asla gebe kalınmaması gereken. Genellikle immün spesif denen bazı romatizmal hastalıklarda, kanser hastalıklarında veya immün sistemi baskılayan, kronik hastalıklara maruz kalan hastaların bu ilaçları kullanırken farkında olmadan gebe kalması durumunda, özellikle gebeliğin ilk 70 gününde (organların gelişme dönemi) kullandıysa mutlaka gebeliğin sona erdirilmesi gerekiyor.

Kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlar

Diyelim ki kronik bir hastalığınız var, rutin ilaç kullanıyorsunuz ve gebe kalmak istiyorsunuz. Gebe kalmak için hekiminizin onay vermesi gerekiyor. Zira hekim kontrolünde, hastalığın en hafif seyrettiği dönemde ilaçların kesilip öyle gebe kalınması gerek.

Ya gebeliğiniz planlı değilse? Kronik hastalığınız için ilaç kullanırken farkına varmadan gebe kalırsanız? Prof. Dr. Kerim Güler, farkına varmadan gebe kalma oranının Türkiye'de çok fazla olduğunu ve ciddi risk taşıdığını söylüyor: "Hasta bu ilaçları almaya devam ediyorsa fetus açısından büyük zararları var. Bir de bazı grup gebelikler var ki, annenin bir hastalığı var, hamile kaldığı anda hastalık ilerliyor. Bu da büyük sorun. Hekimler tarafından uyarılıyor ama bu tür gebeleri de çok sık görüyoruz."

Her türlü hastalık gebeliğe eşlik edebilir, gebelikten önce veya ilk defa gebelikte de ortaya çıkabilir. Op. Dr. Çetin Çam, jinekoloğun mutlaka, hastalığın uzmanı hekimle işbirliği içinde gebeyi ortak takip etmesi gerektiğini söylüyor. "Uzmanın, gebeliğin hastalığın seyrini ne derecede etkileyebileceğinde tecrübe sahibi olması gerekir. İşbirliği içinde yapılan bir takipte gebelik sonuçları oldukça yüz güldürücü oluyor."

Gebelikte en önemli hastalık grubunu guatr sorunları oluşturuyor. Mesela hipotiroidi. Tiroit bezinin az çalışması durumunda hamile kalındığında çocuk tiroit hormonlarından yoksun doğuyor. Bu da gelişme geriliği, zekâ faaliyetlerinde düşüklük anlamına geliyor. "Hipotiroidi hastaları hamile kalamaz mı peki?" sorumuza "Hekim tarafından ilacın dozu artırılarak hamile kalınmasına izin verilebilir" yanıtını alıyoruz.

Bir de gizli hipotiroidi hastaları var. Hastalığını bilmeden hamile kalanlar yani. Prof. Dr. Kerim Güler, bunların da sayısının çok olduğunu belirtiyor. "Annenin hormonları az, plasenta yoluyla çocuğa geçen hormonlar da Doğuştan guatrı az çalışan çocuğun başı büyük olur, zekâ fonksiyonları ilerleyen zamanlarda düşebilir." Tiroit bezinin az çalışması gibi çok çalışması da (hipertiroidi) sorun gebelikte. Tiroit bezinin yavaşlatılmasını sağlayacak ilaçların belirli dönemlerde hekim tarafından uygun şartlarda kullanılması, anneyi normal düzeye çekerek çocuğun sağlıklı doğmasını sağlıyor.

Gebelikteki diğer risk faktörü ise diyabet. Anne hamile kaldığı zaman plasentadan salgılanan bazı hormonlar insüline, yani kan şekerini düşüren hormona karşıt yönde etki gösteriyor. Bu nedenle diyabeti yokken hamilelik döneminde diyabeti çıkan hastalar olabiliyor.

Diyabetli bir hastanın hamile kalmasında ise tedavide insülin ihtiyacını arttıran bazı tablolar ortaya çıkabilir ve hastalık ilerleyebilir. Bunun farkına tedavide varılması, annenin insülin dozunun ayarlanması gerek. Anne normal kan şekeriyle doğuma giderse herhangi bir sorun yaşanmayacağını söylüyor uzmanlar.

Böbrek hastalarının hamile kalması durumunda veya hamilelik döneminde ortaya çıkan böbrek hastalığı da çok önemli. Böbrek fonksiyonları çok bozuk hastaların zaten hamile kalamayacağını söyleyen Prof. Dr. Kerim Güler, kalsa bile çocuğun gelişemeyeceğini belirtiyor.

"Ancak" diyor, "Kreatin değeri dediğimiz böbrek fonksiyonları 3'ün altında olanlar, hafif derecede böbrek yetmezliği olanlar, hamile kalabilir. Çok yakından takip edilirse rahatlıkla doğum yapabilir." Ya takip edilmezse? Yanıt; tansiyon yüksekliği, bacaklarda ödem ve idrarda protein kaybı bulguları ilerleyerek, annenin erken kasılmalarına ve çocuğun da strese girmesine yol açarak hem annenin hem çocuğun hayatını tehlikeye sokuyor. Hastaların bilhassa gebeliğin sonlarına doğru çok yakından takip edilmeleri gerekiyor. Ayaklarda şişme, tansiyonda yükselme olduğu anda mutlaka hekimlerine başvurmalılar. Kontrol altına alınamıyorsa, bebek doğacak kiloya ulaştığı anda gebeliğe son verilmesi gerektiğini söylüyor Prof. Dr. Kerim Güler. "Gebeliğe son verilmediği takdirde anne, hipertansiyona bağlı birçok hastalığa maruz kalabilir. Beynin kanlanması bozulabilir. Ki, mortalitesi (anne ölümü) çok yüksektir."

Romatoit artrit ve lupus gibi romatolojik hastalıklar da her aşamada ilaç almayı gerektiriyor. Alınan ilaçların fetusa etkisi kaçınılmaz. Özellikle hamileliğin 70'inci gününe kadar olan fazda büyük anomalilere, derin kalbe, böbreklerin olmamasına sebep olabilir. Bu hastaların, hastalığın hafif seyrettiği dönemde hamile kalmasına müsaade ediliyor. İlaç alternatifleri çok fazla olduğu için B kategorisindeki ilaçlara geçilip, klinik bulguları azaltarak normal doğum yapmasına olanak sağlanabiliyor.

Gebelikte önemli olan bir hastalık da kalp hastalığı. Özellikle kapak hastalıkları denen veya dışarıdan takılan takma kapağı olan hastalar için doğum büyük bir yük. Kalp yetmezliği olan kalbin kasılma gücü yüzde 40'lardayken gebe kalınan durumlarda kalp yetmezliği bulguları çok ilerlediği için hekimler bu durumda hamileliğe izin vermiyor. Gebe kalınmışsa da bebeği erken dönemde, anneye zarar gelmeden almak gerekiyor.
Bu hastalar hamile kaldıklarında, kanı sulandıran, kapaklarda damarların tıkanmaması için kullanılan ilaçlar, doğacak bebek için risk teşkil ediyor. Gebeliğe son verilmediği takdirde annenin hastalığı ilerleyebilir, çocuğun gelişmesi bozulabilir ve çok büyük oranda anne hayatını kaybedebilir.

Ve karaciğer hastalarıProf. Dr. Kerim Güler'e göre, gebelik karaciğer için de yük. "Daha önceden karaciğer rahatsızlığı olmayan hasta, hamilelik sırasında gebelik yağlanması denen ciddi bir tabloyla karşı karşıya kalabilir. Help sendromu denen karaciğer enzimlerinin yıkılması ciddi bir tablodur. Karaciğer yetersizliğe girer, enzimleri yükselir, kanda kanamayı durduran kanama faktörleri düşer ve hasta kanamalarla kaybedilir. Gebelikte en çok korktuğumuz durumdur. Mutlaka yoğun bakım şartlarında atlatması gerekir o durumu."

Bütün bu risklerle karşılaşmamak için yapılacak olan açık; hamilelik öncesinde gereken kontrolleri yaptırmak, hamilelik öncesinde ve sonrasında doktor takibinde bulunmak.

GEBELERİN ASLA KULLANMAMASI GEREKEN İLAÇLAR

Gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçların hem anne hem de bebek için ciddi riskleri var. Öyle ki, bu durum bazen hekim tarafından gebeliğin sonlandırılmasını bile gerektirebiliyor.

Gebelikte Asla Kullanılmaması Gereken İlaçlar (etken Maddeleri)

 ACE inhibitörleri ve ARB'ler (Hipertansiyon tedavisinde)

- Alkol kullanımı (Fetal alkol sendromu)
- Talidomid
- Radyoaktif iyot (Tiroit fonksiyon testlerinde)
- CT (Bilgisayarlı tomografi) çekilmesi
- Radyasyon (Yüksek doz)
- Diazepam (Anksiyete ilacı) / Gebeliğin geç döneminde kullanılırsa, bebekte yorgunluk, aşırı tepki, titreme ve artan yeni doğan refleksleri görülür

Antibiyotikler

Kloramfenikol / Gri bebek sendromu, özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık

Flororkinolonlar / Eklem anormallikleri olasılığı (sadece hayvan deneylerinde izlenmiştir)

Kanamisin, streptomisin / Sağırlığa yol açabilecek kulak anomalileri

Nitrofurantoin / Özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık

Sulfonamidler, trimethoprim, sulfamethoxazole / Gebeliğin geç dönemlerinde kullanılırlarsa sarılık ve beyin hasarı olasılığı, Özel bir enzim eksikliği olan gebe veya kadınlarda alyuvarların parçalanması ile önemli derecede kansızlık

Tetrasiklin / Kemik büyümesinin yavaşlaması, dişlerde kalıcı sarı lekeler, bebeklerde diş çürüklerine yatkınlık, nadiren gebede karaciğer yetmezliği

Pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlar

Heparin / Uzun süre kullanılırsa, annede kemik erimesi ve pıhtılaşmayı sağlayan kan hücrelerinin azalması
Warfarin / Doğum defektleri, anne ve bebekte kanamaya meyil

Sara ilaçları

Karbamazepin / Doğum defektleri, eğer bebeğe doğumdan sonra hemen K vitamini verilmez ise kanamaya meyil

Fenobarbital-fenitoin / Karbamezapin'e benzer etkiler

Trimethadione / Düşük riskinde artış, yarık damak, kalp, yüz, el ve karın organlarında yüzde 70'e varan oranda sakatlık olasılığı

Valproate / Yarık damak, kalp, yüz, el ve karın organlarında yüzde 1 oranında sakatlık olasılığı

Antihipertansifler

Anjyiotensin-konverting enzim (ACE) inhibitörleri / Gebeliğin geç dönemlerinde alınırsa, bebekte böbrek hasarı, bebeğin suyunun azalması, yüz, eklem ve akciğerlerde sakatlık riski
Beta-blokerler / Bebekte kalp atımının yavaşlaması, kan şekeri düzeyinin düşmesi ve gelişme geriliği olasılığı
Thiazid diüretikler / Bebeğin kanında oksijen, sodyum, potasyum ve pıhtılaşma hücrelerinin azalması, gelişmenin yavaşlaması

Kemoterapi (Kanser) İlaçları

Aktinomisin, vinblastin, vinkristin / Sadece hayvan deneylerinde gözlenen doğumsal sakatlıklar
Busulfan, klorambusil, siklofosfamid, merkaptopurin, methotrexat, vinblastin / Alt çene kemiğinin gelişmemesi, yarık damak, kafa kemiklerinin gelişmemesi, omurga sakatlıkları, kulak defektleri, ayak anomalileri, büyümenin yavaşlaması

Ruh hâlini stabilize eden ilaçlar

Lithium / Kalp anomalileri, kas gücünün düşmesi, beslenme bozukluğu, tiroit bezinin daha az çalışması, su zehirlenmesi

Steroid olmayan antienflamatuarlar

Aspirin / Yüksek dozlarda alınırlarsa, doğumun başlangıcının gecikmesi, bebeğin dolaşım sisteminde bozukluklar, sarılık, nadiren beyin hasarı, anne ve bebekte doğum sonrasında kanama riski
Naproxen / Gebeliğin geç dönemlerinde alınırlarsa bebeğin suyunun azalması

Ağızdan kullanılan şeker hastalığı ilaçları

Klorpropamid, tolbutamid / Yeni doğanda şekerin düşmesi, gebenin şeker düzeyini kontrolünün güçleşmesi ve Tip 2 şeker hastalığı olan kadınlarda gebeliğin erken döneminde kullanılırsa doğumsal sakatlıkların artma riski

Cinsel hormonlar

Danazol / Gebeliğin erken döneminde alınırsa dişi bebekte cerrahi düzeltmeyi gerektirebilecek kadar erkekleşme

Dietilstilbestrol / Bebekte rahim anormallikleri, âdet düzeni sorunları, kız çocuklarda vajina kanseri riski artışı ve erkek bebeklerde penis

Sentetik progestinler (doğum kontrol haplarında kullanılan düşük dozlar hariç ) / Danazole benzer etkiler

Cilt ilaçları

Etretinat / Bebekte kalp anomalileri, küçük kulaklar, kafada su toplanması

Isotretinoin / Etretinata benzer etkiler, Zekâ geriliği, düşük riskinde artış

Tiroit ilaçları

Methimazole / Bebekte az çalışan veya büyümüş tiroit bezi, kafa kemiği anomalileri

Propiltiyourasil / Bebekte az çalışan veya büyümüş tiroit

Radyoaktif iyot / Bebekte tiroit bezi hasarı, ilk üç ayın sonuna doğru kullanılırsa, bebekte aşırı çalışan tiroit bezi ve bezde büyüme

Triioyodotironin / Bebekte aşırı çalışan tiroit bezi ve bezde büyüme

Canlı virüs aşıları

Kızamıkçık ve suçiçeği aşıları / Bebeğin aynı enfeksiyona maruz kalabilmesi



Bugün
elbise modelleri,abiye modelleri,elbiseler,koton, Bayan Saç Modelleri, Erkek saç modelleri,Saç Modeli, Sac Ekimi,lazer epilasyon,solaryum,manükür,pedikür,botoks,estetik,ıpg, Genç Kızlara Özel,yeni model iç çamşırları,Örgü Dantel El İşleri üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'İç Giyim,Bayan İç Giyim Modelleri' isimli yazı,iç çamaşırları,İç Giyimde Seksi Modeller, bikini, mayo, iç çamaşırı,Gelinlik, Abiye, Moda, Tesettür, iç Giyim, Takı, Ayakkabı, Gelinlik Modelleri,Abiye, Moda, Tesettür,Takı, Ayakkabı, Gelinlik Modelleri,